13 Kasım 2010 Cumartesi

Ara Kafe'de bir dost kazanmak!

Pırıl pırıl güneşli bir tatil gününde bir İstanbullu'yu en çok ne mutlu eder? Ya Boğaz kenarında bir yudum taze demlenmiş çayı yudumlamak ya da İstiklal Caddesi'nde salına salına dolanmak, gözüne kestirdiğin dükkanlara/kitapçılara girip çıkmak, kafelerde soluklanmak... Ben ikinci gruba girenlerdendim bugün.

Saat 2'de önce satırlarıyla buluştuğum, bugünse suretini de tanıma şansı edindiğim bir dosta verilmiş bir randevu olunca İstiklal'de, bana düşen, yollara biraz daha erken dökülüp kendime bir de güzel bir kahvaltı armağan etmekti.

İstiklal'e girdiğim zaman garip bir ruh halinde hissediyorum kendimi. Bugün özellikle bir koşturmaca içinde olmadığımdan bunu çok daha net hissettim. Bir sağda bir solda dizili onlarca dükkanının neredeyse her birinde bir hatıra biriktirmiş olmanın verdiği bir doluluk hali hissettiğim. Dile kolay, hayatımın son on yılı çok yoğun bir şekilde bu sokaklarda, dükkanlarda, kaldırımlarda, kafelerde geçti. Sanki dükkanlar ben önlerinden geçerken vücuda gelecekler de birbirimize derin, içten bir selam çakacakmışız gibi. Onlar "biz hala buradayız" diyecekler, ben de onlara "ben de hala buradayım" diye gülümseyerek cevap vereceğim. Yeni anılar, yeni insanlar, yeni başlangıçlar yaratmak için...

Özlediğim tüm dükkanlara girip çıktım. Kitapçılardan, hızmalarına bayıldığım takıcıdan, hediyelik eşyacılardan ağır cep hasarları almadan çıkabildiğim için kendimi tebrik ettikten sonra kuru kuru tebrik olmaz diyerek attım kendimi Ara Kafe'ye. Bilenler bilir, sokağa taşan masalarıyla (hele de böylesi güzel bir İstanbul gününde) Ara Güler'in özel fotoğraflarıyla İstiklal'in en kişilikli mekanlarından biridir Ara Kafe.

Ömrümün sonuna kadar peynirli menemen ve çayla kahvaltı edebilecek bir insan olarak açık büfe kahvaltıya burun kıvırıp favori kahvaltımı sipariş verdim. Per Petterson'un At Çalmaya Gidiyoruz'u, peynirli menemen, çay ve birkaç dilim ekmek bir arada çok güzel gidiyorlar, bilginiz olsun:)


At Çalmaya Gidiyoruz, geçen yılın kitap fuarından bu yana aklımda olan bir kitap. Ara Kafe'de kahvaltı eşlikçim olarak ilginç dakikalar geçirdik kendisiyle. İlginç çünkü çevrilen her sayfa beraberinde bir merakı sürükleyerek geliyor arkasında. Kuzeyli durgunluğu, sakinliği ve durağanlığı olan bir kitapmış gibi ilerlerken bir yandan da satır aralarında soğukkanlı, tüyler ürperten bir gizem barındırıyor sanki. Okurken ilerleyen sayfalarda olabilecek olanlardan tırsıyorum, böyle bir his oluşturdu şu an okuduğum 50 sayfa bende.

Kahvaltı, çaylar, kitaplar derken saat 2'yi vurmadan beklenen dost sokağa dönüverdi. Garsonlar hakkımızda ne düşünmüşlerdir bilmiyorum ama ilk iki saat sohbetin akışından bir sipariş vermeyi bile akıl edemedik. Sonraki 3 saatse patlama noktasına gelmiş olmamıza rağmen sohbete dur diyememekten tuvalete gitmeyi...:)

Zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım çok keyifli bir sohbetle hayatımın bundan sonrasında var olacağını hissettiğim çok özel bir insan kazandığımı hissettim. Kimi farklı kimi benzer yollardan yürümüş, aynı yaşta, farklı mesleklerde iki kadının yolu Ara Kafe'de kesişti bugün. Kitaplardı sanırım bugünümüze yine damgasını vuran. Zaten bizi de bir kitap buluşturmuştu. İmkansızın Şarkısı... Ve yine kitaplarla devam edecek yolumuz. Belki bir kitap klubüyle... Araya yogayı, reikiyi, şarapları, yemekleri de serpiştirerek yolumuzu renklendireceğiz.

Güzel günler bizi bekliyor, ne dersiniz?:)

12 yorum:

Brajeshwari dedi ki...

bende istiyorum bu buluşmadan :)
Bayramdan sonra arayacağımm... öpüyorum.

zero dedi ki...

Burcucum bu yazıyı yazarken seni düşündüm zaten. Bir türlü ayarlayamadım, hep bir şey girdi araya diye, kızdım kendime. Bayramdan sonra araya hiç bir şey girmesin:)) çook öpüyorum ben de.

Zeynep dedi ki...

Zeren ben de çok severim,İstiklal Caddesi'nde dilediğimce dolaşmayı.En keyif aldığım yerlerdendir.Özellikle Can Yayınları'nın kitapevini.Eski yerinden taşınmış.Çok daha güzel olmuş.
Sevgilerimle

Vladimir dedi ki...

"At Çalmaya Gidiyoruz" Ben fellik fellik bunun orijinalini aramıştı geçen gün Robinson Crusoe'da bulamayınca üzülmüştüm. Yarın ne yapacağımı biliyorum. Teşekkürler..

Takip ettiğim bir blog var size de ilginç geleceğini düşünüyorum. Bir göz atabilir misiniz lütfen.

http://eskiyleyeni.blogspot.com/

Sevgiler.

Eces'sun dedi ki...

saat 00 oldu olacak ama sabah olsa keşke ve menemen yesem ara kafede diye düşünüyorum. nasıl güzel bir kare o zerom! bir sorun zaman, gece olması, ikinci sorun evde şu anda yumurta yok, üçüncü sorun izmirdeyim ara kafe yok:) 1 hafta ertelemem lazım...

cumartesi günü içimden istiklale gitmek gelmişti ancak bir program yüzünden bunu da erteledim. bak bu kelime bir yorumda iki kez geçti, hoşlanmadım.

harika bir gün geçirmişsin, güzel bir sohbet, güzel bir kitap, güzel bir kahvaltı. e yogadan da bahsediyoruz. daha ne olsun:)

imkansızın şarkısını senin sayende okudum. bu yüzden de teşekkür dostum:)

bitanesin.
her insana bir zero lazım.

zero dedi ki...

Zeynepcim bence de öyle, çok daha iyi olmuş. Ben bir de YKY'ye girmeden yapamam, benim için de orası çok özeldir. Tam Galatasaray'da köşede, içindeki kokunun bile farklı olduğu özel bir mekandır orası benim için... Gerçek bir İstanbullu İstiklal'siz yaşayamaz diyorum, başka da bir şey demiyorum:)

Sevgili Vladimir, At Çalmaya Gidiyoruz 2008 Şubat'ında Metis Yayınlarından Türkçe çeviri olarak basılmış. Benim de geçen sene kitap fuarında haberim olmuştu. Anca okumak sıra geldi. Bitmedi ama şimdiden bile etkilendiğim bir roman olduğunu söyleyebilirim. Kuzey Avrupa donukluğu ama satırlara ve olaylara sızan bir gizem, endişe, merak... Okuyunca ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksın eminim:) Bu arada tavsiye için çok teşekkür ederim, eskiyleyeni'yi takip edeceğim bundan sonra. Sevgiler:)

Ecem sen gel birlikte de gidelim Ara kafe'ye şöyle güzel bir menemen keyfi yaşatalım kendimize:) ama önce başka bir kutlamamız var biliyorsun:) Bu arada bir not: Her insana hayatında Ece'nin de olduğu bir Zero lazım heheh:)

yeliz dedi ki...

ara kafeden daha bu cmt bahsettik fotoğraf kursunda, okuyunca aklıma geldi yine... ahhh ara ahhh

birdutmasali dedi ki...

sevgili zerocuğum,
sevdiklerinle,
mutlu keyifle geçecek bir bayram diliyorum canım.
çok sevgiler,

Özlem Öztürk dedi ki...

Sevgili Zeren,
Sevdiklerinle beraber sağlıklı ,mutlu nice bayramlar dileklerimle.Sevgiler

aycann dedi ki...

Merhaba,

yazdıklarınızı Leylak Dalı sayesinde takip etme şansı buldum. 'Kitap Kulübü' projenizi okuyunca gülümsedim, kesinlikle gerçekleştirin derim hayatınıza çok büyük anlamlar ve güzellikler katacak. Nereden mi biliyorum? Çünkü ben 2 senedir 13 kişilik bir kitap kulübünün üyesiyim ve beni çok mutlu ediyor. Hakkımızda bilmek istediklerinizi ayseninkitapkulubu@blogspot.com adresinden bulabilirsiniz.

Bir an önce projenizin gerçeğe dönmesi dileklerimle ...

Aycan

zero dedi ki...

Sevgili Aycan, ben sizin klubünüzü çok uzun zamandır takipteyim zaten:) Hatta sevgili Billur'la da yazışırız arada, o güzel yorumlarını eksik etmez benden:) Bakalım, etrafımda da bazı çok sevdiğim arkadaşlarım hep birlikte istekliyiz bu konuda, yakın zamanda gerçekleştireceğiz umarım:) Sevgiler

myzeren dedi ki...

bizide eklesen güzel olurdu :) bak bende bugün blog açtım ve ilk olarak sizi yazdım :)