20 Kasım 2010 Cumartesi

Ah Kavaklar...

Zehri de, ilacı da içinde olan bir şehir İstanbul. Arayıp bulmak, uyuşuk giysilerden sıyrılıp keşfetmek isterseniz her yanı inci taneleriyle dolu bir şehir...

İstanbul'u bize bırakıp giden tüm tatilcilere yürekten sevgiler yolluyorum:) Doğruya doğru, bir yanım onlardan biri olmayı çok istedi kafamdaki binbir yolculuk hayalleriyle ama şartlar, şehrimle arama yolların girmesini değil, şehrimin yollarında gezinmeyi mümkün kıldı. Çok da iyi olmuş aslında diyorum geçen şu bir haftadan sonra.


Anadolu Kavağı'ndan İstanbul böyle görünüyor.

Tamamı size ait olan bir tatil gününde, güne Kanlıca'da kahvaltıyla başlayıp sonra direksiyonu Anadolu Kavağı'na kırmak, kendinize yaşatabileceğiniz en güzel İstanbul keyiflerinden biri. Hele de kahvaltınızı da, Boğaz kıyısında kıvırıla kıvrıla giden o yolları da, sonrasında Anadolu Kavağı'nda içilen 2-3 kadeh rakıyı da, sohbeti de paylaşacak birbirinden keyifli, matrak, yaşam sevinci dolu dostlar varsa yanınızda, bence bu keyfi başka hiç bir şeyle değişmeyin.

Anadolu Kavağı... İstanbul'u Karadeniz'e bağlayan kıyıda saklı kalmış minik bir balıkçı kasabası. Sokaklarında balıkçı ağları, cıvıl cıvıl insanlarla dolu, bir kadeh rakı kokusuna karışan deniz ve gökyüzü mavisi, lokum çıtırlığında, barbun tadında bir İstanbul hazinesi...

Anadolu Kavağı çocukluğumdan bu yana hep çok güzel anılar biriktirdiğim bir mekan oldu benim için. Çocukken 6-7 yaşlarında anneannem ve dedem aile dostlarıyla böyle yedi sekiz kişilik bir grup olarak toplanır, Kadıköy'den vapura biner, teker teker Anadolu Hisar'ı olsun, Kanlıca olsun, duraklarda dura dura en son Anadolu Kavağı'na gelirlerdi. Ben de yanlarında grubun maskotu şeklinde... Vapur, Anadolu Kavağı'nda iki saat mola verirdi. Biz de girerdik bir balık lokantasına. O iki saat boyunca ben balıklara, kuşlara ekmek atarak onları, anneannem de beni beslerdi. Sonrasında da yıllar içinde pek çok kez çok sevdiğim dostlarımla, güzel sofralarda, neşeli sohbetler etrafında buluştuk hep Anadolu Kavağı'nda.


Dünyanın en güzel içkisini çok sevgili bir dostla paylaşmak...

Düşünüyorum da sanki zamanın durduğu bir yer bu şirin kasaba. Ya gerçekten hiç değişmiyor, ya da benim onu gördüğüm gözler hep aynı kalıyor.

Akşam eve döndüğümde bende kalan tatlı bir sarhoşluktu güne dair. Gözlerimin üzerinde tatlı bir ağırlık, rakı mı çarptı, oksijen mi yoksa muhabbet mi derken "rakı beni çarpmaz, ama diğer ikisine hemen vurulurum" diye cevap verdim kendime:) Ben seni gerçekten seviyorum İstanbul, bilesin:)

5 yorum:

Çileksuyu Sibel dedi ki...

bende cok seviyorum istanbul'u.anadolu kavagini..sen oyle guzel yazmissin ki,benim babamlarla gecirdigimiz pazar gezilerimiz canlandi gozumde..harikasin..

mehtap kuzucu dedi ki...

sevgili zeren,anadolu kavağını o kadar güzel anlatmışsınki kendimi yeniden gitmiş gibi hissettim ...benim çok sevdiğim kaçamak köşelerinden biri,haklısın istanbulda hiç değişmeyen yada değişim olmuşsa bile farkedilmeyen yerlerden. benim de favori mekanlarım öyle yerler...beton yığını sözde modern binalarla donatılmış yerleri sevmiyorum.rakı keyfinde harika ... bu güzellikleri hep yaşaman dileklerimle,sevgiler

Eces'sun dedi ki...

ben ne zaman istanbul'dan uzaklaşsam, 2 gün içinde özlerim. yine özledim. bir de üzerine bu kareler, bu cümleler... burnumda tütüyor istanbul.

sen gez toz diye uzaklaştım ben de istanbul'dan. öpücük zerommm

zero dedi ki...

Sibelcim İstanbul'u seven herkesin bir anısı vardır sanırım Anadolu Kavağı'na dair:) unutmayıp arada sık sık ziyerete gitmek lazım kendisini:)

Sevgili Mehtap, benim de gözümün önünde eski anılar canlanınca birden sanki hiç değişmemiş bir resim belirdi gözümde. Aynı balıkçı lokantaları, ısrardan neredeyse yakana yapışacak garsonlar bile aynı:) keyiflerimizi unutmamak ve daima peşlerinden gitmek dileğiyle...

Ecem aşkolsun sen uzaklaşmasan da olur, ben senle de gezerim arkadaşım:)) sana listeyi yaptım zaten biliyorsun, gelince yapacağımız çok şey var:))

laleninbahcesi dedi ki...

her iki Kavağıda çok severim... Bizde şu her iskeleye uğrayan vapurlara biner Rumeli Kavağına giderdik balık yemeye...Hatta Kocamla ilk akşam yemeğimizi orada yemiştik henüz yeni yeni sevgili kıvamına geldiğimiz günlerde:))