"...iki avucumda tutmaya çalıştığım huzur..." diyor kitabın bir yerinde Nazlı Eray. İçimden kayıp geçiyor, bu anlamı kadar huzurlu cümle. Kalemim altını çiziyor, aklım üstünü... Hûşu içinde ilerliyorum Tozlu Altın Kafes'in sayfalarında. Kendini anlatıyor Nazlı Eray bu kitabında, her ne kadar "insan hayatı hiçbir zaman tam olarak karşıya aktarılamıyor. Bir nehir gibi insanın kollarından, parmaklarının arasından akıp gidiyor" diye düşünse de.Kitabın başında hayatının 10 yıllarına damga vuran olayları yazdığı satırlar üzerine düşündüm bir süre. Sonra kendi 10 yıllarımı düşündüm. 3'üne de ayrı ayrı damga vuran olayları, bundan sonra olacakları, bilinmezliği, gizemi, artık kapımın sonuna kadar açık olduğu hayatın süprizlerini...
Ve ben hayatın akışına, gizemine olduğu gibi bırakmışken kendimi, hemen biri gelip çalıveriyor kapımı. Şimdi içinin süprizlerle dolu olduğunu bildiğim bir 'paket' bekliyor önümde. Perşembe günü "nurtopu gibi bir stajınız oldu" kabîlinden koyuverdiler kucağıma. Eşinin doğumunu heyecanla kapı önünde bekleyen babalar gibi bekledim onu tüm hafta boyunca. Heyecandan ve meraktan mideme giren sancılarla boğuştum, birkaç doz sakinleştirici dost muhabbeti almadan durulamadım.
İsimlere, markalara, kulağa fiyakalı gelen hiçbir şeye takılmadan, sadece benim için iyi olacak şeyleri dileyerek çıktım ben bu yola bundan tam dört ay önce. Bizim için neyin iyi olacağını çok iyi bildiğimizi sanmanın büyük bir yanılgı olduğunu öğrendiğimden bu yana, kendimi takıntılardan uzak tutarak olduğu gibi hayatın akışına bırakmaya çalışıyorum. Tercihlerimi ve eğilimlerimi belirledikten sonra bırakıyorum kendimi hayatın kollarına ve onun benim için iyi ve faydalı olacak şeyleri önüme getireceğime güveniyorum, inanıyorum.
Dört aydır her gün bu duygularla adım atıyorum MSA'ya. Büyük kariyer hedefleri içinde kendini yıpratarak ilerlemeyi seçen insanların ötesinde daha sakinim, hayatın asla tek bir seçenekten ibaret olmadığının farkındayım, sadece keyif almaya ve bu minvalde ilerlemeye çalışıyorum, kendimi kariyer/hırs/para üçgeninde mahfetmeden işimin keyfinin her daim farkında olarak mutfağa sokuyorum. Bu şekilde ilerledikçe de başkalarının elde etmek için kendilerini yıpratmayı tercih ettikleri o 'kariyer'e bir şekilde sahip olabileceğimi biliyorum. Etiketlerin, markaların sadece kendini kandırmaktan ibaret olduğunu öğreneli çok oldu. Her türlü etikete ve markaya sahip olduğum bundan önceki meslek yıllarımda her geçen gün avucumda bir mutsuzluk besledim, büyüttüm. Önceleri ufacık yaramaz bir oğlan çocuğuydu, sonraları semirdi, kocaman bir adam oldu. Ve o gün bugündür, mutluluğun peşine takıldığım andan beri, etiketleri ya da markaları dilemeyi bırakıp sadece "benim için iyi olan"ı diledim. Evrenin ihtiyacım olanı getireceğine olan inancımı hep korudum. Gelecek olan bir olumsuzluk bile barındırıyor olsa "demek bu konuda eğitilmeye ihtiyacım varmış" demeyi tercih ettim.
Perşembe gününden bu yana midemi kavuran merak dalgası yerini huzurlu bir sakinliğe bıraktı. Nazlı Eray'ın dediği gibi "iki avucumda tutmaya çalıştığım huzur"... Bilen bilir, başarılı bir şef ve işletmeci olan Mehmet Gürs'ün mekanlarından birinde ne kadar çalışmak, tecrübe kazanmak ve pişmek istediğimi ama bunca aydır ne özel hayatımda ne de okulda bir kişi bile ağzımdan "illa da onun mekanlarından birinde staj yapmak istiyorum" dediğimi duymamıştır. Diyorum ya, bizim için iyi olacak şeyler belki bizim öngörülerimizin çok ötesindedir, buna inancım sonsuz... Ama yine sonunda dönüp dolaşıp onun restoran zincirlerinden birine düşmesi stajımın, benim için çok hoş bir tesadüf oldu.
Staj mekanım olacak yerin adından, yerinden, markasından memnun olsam da, işin geri planını hala bilmiyorum. Dileğim bana çok şey katacak, güzel, önemli tecrübeler edineceğim, mesleğe dair pek çok bilgiyle pişeceğim bir ortamla ve insanlarla karşılaşmak... Amerikan ve İtalyan mutfağının karışımı olan bir mutfak bekliyor beni 7 Şubat'tan itibaren.
26 Ocak'ta, çok şey öğrendiğim, hayatımın akışını değiştiren, kapısından girdiğim ânı ve o anki duygularımı daha dün gibi hatırladığım, beni nasıl zor zamanların içinden çekip çıkaran, her anını yaşamaktan çok keyif aldığım MSA'dan ayrılıyorum. Ve 7 Şubat'ta yeni bir başlangıç, yeni bir adım, yeni bir kapı açılıyor yine önümde. Üç aylık stajımın bana getireceklerine de kapım sonuna kadar açık...
Üç ay boyunca Meydan'daki NumNum'dayım efendim, beklerim:)