Tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2009 Salı

İki Harika Kadın

Bugün ayın 21'i. Nisan 21... Hiç düşündünüz mü acaba ömrünüzde kaç Nisan daha yaşayacaksınız? 10-20-30-40? Elbette bu, hiçbirimizin cevap verebileceği bir soru değil. Ama kaç olursa olsun, yine de çıkan rakam az değil mi?

Bir süredir kendime sürekli bunları söylerken buluyorum. Belki daha çok Nisanlar yaşayacaksın ama 2009 yılının 21 Nisan'ını bir daha yaşamayacaksın! Öyleyse bugününün kıymetini bil!

Ve bu aralar pek bir söz dinleyesi haldeyim. İçimde konuşan seslerime en çok kulak kesildiğim dönemimdeyim ki onlar da bu durumdan nasıl mutlular bilemezsiniz!

İşte bu iç seslerimin beni yönlendirmesiyle bu aralar evimle aramız biraz açık durumda. Kendisiyle pek vakit geçiremiyorum zira. Otel muamelesi görmekten biraz dertli olarak ara sıra "tozumu al, temizlik yap" gibi söylenmelerini duyuyor olsam da kendisini çok fazla taktığım söylenemez doğrusu. Bütün kış fazlasıyla haşır neşirdik, şimdi sıra özlediğim İstanbul sokaklarında... Yani biraz müsade...

Film festivaliydi, oyunlardı, arkadaş toplantılarıydı derken, dün gece de işte böyle bir iç sesi dinlemenin sonunda yolum çok hoş bir mekana düşüverdi. Ama mekanın hoşluğu kendisinden çok, içindekilerin özelliğinden kaynaklanıyordu doğrusu. Kendilerine Tiyatro Kılçık adını veren ve harika insanlardan oluşan bir grup tiyatrocu, Beyoğlu'nun tabir-i caizse yeni kabere mekanı Old City'de buluşmuşlar ve hem kendilerinin hem de izleyenlerin eğlendiği iki saatlik bir oyun sergiliyorlar.

Ayşegül Sıkıntıda ismini verdikleri oyun, skeçlerden oluşan ve sizi güldürmeye programlanmış bir metin. Benim jenerasyonumun pek yetişemediği, eskilerin o kabare kültürünü yansıtan, Metin Akpınar-Zeki Alasya'nın Yasaklar oyununun daha mütevazi hali diyebileceğim bir oyundu Ayşegül Sıkıntıda. Büyük büyük laflar etme derdinde olmayan, amacının sadece gülmek ve güldürmek olduğu eğlenceli bir seyirlik...

Ama oyun kadar, mekanın da bu seyirlik keyfine keyif kattığını söylemeliyim. Old City neredeyse bildiğiniz anlamda bar tanımlamasını hak edecek bir mekan. Sahnenin etrafına kurulmuş bar ortamında oturan izleyiciler, klasik seyirci mantığının dışına çıkarak hem birkaç kadeh bir şeyler içip hem de eğlenceli bir oyun izleme şansına sahip oluyorlar.

Ve tüm bu seyir zevkinin yanında, gözümde devleştirdiğim iki kadın izledim dün gece. Şebnem Bozoklu ve Şeyla Halis, muhteşem oyunculukları, duruşları ve kendine güvenleriyle bana kadın olmanın keyfini yaşatan iki kadın gibi kadındı dün akşam izlediğim. Her ikisini de oynadıkları televizyon dizilerinden zaten tanıyorsunuz, ama inanın sahnedeki o hallerini izlemenin keyfi kesinlikle televizyonda yok.

Ve bu iki muhteşem kadını izlerken dedim ki kendi kendime... Tanıdığımızı, bildiğimizi sandığımız insanların içinde bile ne cevherler saklı... Bunu Şeyla Halis'in, herkesi bir anda hipnotize ediveren o harika sesiyle şarkı söylemeye başladığı sahnede ta içimde hissettim.

Kendinize güzel bir Beyoğlu akşamı hediye edip 21.30'dan sonra da gecenizi keyifli bir oyun seyrederek tamamlamak isterseniz, Ayşegül Sıkıntıda'yı aklınızın bir köşesine yazıverin derim. Mayıs sonuna kadar her pazartesi akşamı Old City'de oynayacak olduklarını da ekleyeyim. Emin olun sıkıntıda olan tek şey Ayşegül, asla seyirciler değil!