13 Mart 2012 Salı

Kim demiş zaman her şeyin ilacıdır?

Bu sabah bir yazı yazmak için oturdum bilgisayar karşısına. 8 Mart'ta katıldığım çok keyifli bir söyleşi ve ardından gelen konser, bir kitap ve yine bir iki mutfak anektodu derken yarıladım yazıyı ki geldi haber. Sivas davasına zaman aşımı... Mide bulantısı, utanç, kan kaybından ölmek üzere olan vicdanlar...

Bir yazdığım yazıya baktım, bir televizyona. Yazdıklarımın beş para etmez bir çöp yığını olduğunu düşündüm ve "Select all" yapıp sil tuşuna basmak için bir saniye bile düşünmedim. Ne anlatıyorum ben yahu? Kitapmış, konsermiş, söyleşiymiş, yıllar sonra üniversitede olmak çok güzelmiş falan da filan. Bir yığın sabun köpüğü. Yıllar evvel cayır cayır göz göre göre yakılmış insanların katilleri için "zaman aşımından özgürlük" diyen bir ülkenin hukuku bana bugün "özgürlüğe giden yol insan yakmaktan geçer" dedi. Kitabına da, konserine de, söyleşisine de diye diye çöpe gönderdim yazdıklarımın ve yaşadıklarımın her birini.

Kendi pis işlerine zamanı alet eden insanoğlu... Derlerdi ki zaman her şeyin ilacıdır. Yok efendim, artık yemezler! Bugünden sonra zaman hiçbir şeyin ilacı olamaz artık.

Çok sevgili Onur Caymaz yine çivi gibi bir yazı yazmış bugün. Soruyor "3 Temmuz 1993 günü, Madımak’ta, kaç kadın koynuna bir katil aldı diye düşünüyorum. Söyle katil söyle, YANARAK TÜKENİR Mİ?"

Ya her şeyi bir tarafa koyuyorum. Bütün inançları, görüşleri, kimlikleri... Sıfırlayın kendinizi ve şu sahne gelsin gözünüzün önüne. Ağızlarından tükürükler saça saça bir otelin önüne birikmiş nefret kusan bir kalabalık, otelin içindeki çoluk, çocuk, kadın, erkek bir grubun cayır cayır yanışını öfkeli haykırışlarla izliyor. Biri ufacık çocuğunu omuzlarının üzerine almış, ona bu korkunç sahneyi kıvançla izletiyor, işte böyle bir bebekten katil yaratıyor.

Bir insan gerçekten insansa yani insan kılığına girmiş başka bir yaratık değilse bu olay karşısında değil zamanaşımı, zaman kaybetmeden adalet serper o ateşin üzerine. Adalet merhemdir, en derin yaralara bile kabuk bağlatabilir. Ve normal koşullarda adalet hukuktan doğmalıdır, lakin bu ülkenin hukuku adalet değil, direk suç doğuruyor, suça teşvik ediyor, suçu baş tacı ediyor.

Utanıyorum, hem de çok. Ve bu ülkede yaşamaktan gerçekten çok korkuyorum.

Bu sayfada çok az yer verdim hep bu tür konulara. Fakat artık iptâlim yani, bunca rezilliğin arasında çaydan, çorbadan bahsedecek halim kalmadı benim. Ne zaman normale dönerim bilmem. Belki de artık normale dönmemek gerek, onu da bilmem!

7 yorum:

euphrates dedi ki...

İçimiz cayır cayır yandı, yanıyor Zero. Sene 1998 idi, turneye gitmiştik Sivas'a. Madımak'ın 3-4 ötesinde bir oteli ayarlamıştı tiyatro. Her yer kar, daha acılar çok taze. Oradakilerin gözlerindeki acı geliyor aklıma: "Biz değildik, başkalarıydı, bizim vicdanımız var! der gibi.
Sorarım Zero, "İnsan, insana bunu yapar mı?"

Metin Altıok, ah Metin Altınok düştü yine aklıma:

"Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ
Sevgiler bekliyor sürekli senden.
İnsanın bir yanı nedense hep eksik
Ve o eksiği tamamlayayım derken,
Var olan aşınıyor azar azar zamanla.

Anamın bıraktığı yerden sarıl bana.

Anılarım kar topluyor inceden,
Bir yorgan gibi geçmişimin üstüne.
Ama yine de unutuş değil bu,
Sızlatıyor sensizliği tersine.
Senin kim olduğunu bile bilmezken.

Sevgiden caydığım yerde darıl bana."

yeraz dedi ki...

Sana tüm kalbimle katılıyorum maalesef bu ülkede yaşamak çok can sıkıcı bir hal aldı.Elden bir şey gelmemesi de cabası.Gün geçmiyor ki kötü şeyler olmasın.Şener ve Şık haksız yere o kadar yine içeride kaldılar tahliye oldular mutlu olduk şimdi yine şartlı şurt bir şeyler.Sivas apayayrı bir yara hala kanayan.Ne denilse az.Çok kötü günler bunlar gerçekten...

Arzu Sarıyer dedi ki...

Mehaba ,çok haklısın Sevgili Zero zaman ilaç değil zehir olmaya devam ediyor...Bir de eden bulur cezasını denir tarih boyunca net görülmemiştir bu.Sadece mazlumlar unutlmamıştur zalimler unutlmuştur o kadar.Sevgiler yazını çok beğendim...

yeliz dedi ki...

of zerenim normale dönmemek gerek. içim acıyor

Bugday Tanesi dedi ki...

Nasıl da çakışıyor fikirlerimiz ötekileriyle. Halbuki çok açık değil midir yaşanan, bilemedim.

dersaadet dedi ki...

Ben de utanıyorum....

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Derin bir iç geçirdim yazının sonunda çünkü ben her gün aynı soruyu soruyorum kendime, nice olağandışı, kahredici olanlar karşısında......

Hayatta en zor şeymiş belki de bir şeylere zorunlu olmak ve en kötü şeymiş kanıksamak:(

Ama bir şey için seviniyorum Sen ve senin gibilerin varlığına...