24 Aralık 2010 Cuma

Üçüncü şans?

Giden yılın ağırlığı mı çöktü üzerime ne. Bir haftadır ya gökyüzündeyim en tepelerde ya da yeryüzündeyim en derinlerde. Uçlara gidip gelen bir savrulma hali. Kahkaham da en ışıltılısından patlıyor, hüznüm de en gözü yaşlısından.

2010 hayatımın en unutulmaz yıllarından biri oldu, bu kesin. Bundan sonra ne yaşarım, ne yaşamam bilemiyorum ama 2010 yaşantımın en kilit yıllarından biri olarak hatırlanacak. Hiç hesapta olmayan kilitler açıldı, kilitler kapatıldı, nereden ve nasıl geldiğini ilk etapta anlayamadığım çılgın bir rüzgar, yaşantımın üzerinden, önüne çıkan her nesneyi savurarak, ters yüz ederek geçip gitti. Sonra bana geriye teker teker o kırılıp hasar alan eşyaları toparlamak, onarmak ve gerisin geri yerine koymak düştü. Yanlış yerde duran ya da artık hayatımda hiç barınmaması gereken eşyaları farkettim böylece. Kimisini gerçekten onarmaya çalıştım, başardım, kimisiniyse artık istemiyorum diyerek dipsiz bir kuyuya attım. Her insanın içinde olduğuna inandığım, ama bende son iki yılda fena halde hortlamış olan kendi karanlık noktalarımla yüzleştim.

Zaman zaman pek çok kez yazdım bunları. Geçip gittiğim değişik ruh hallerinin her hali var bu satırlarda. Bankacılar, finans ya da muhasebe işleriyle uğraşanlar için yılı kapamak zordur hani. İşler yoğundur, mesailer fazla... 2010'un bu son virajında ben de kendi muhasebem adına böyle bir yoğunluk içindeyim sanki. Ne hüzün bunun adı tamı tamına, ne de mutluluk. Belki hepsinden bir parça...

Dost , satırlarında Osho'nun şu sözlerine yer vermiş: "Acı ve mutluluk ayrı kelimeler değildir. İkisi bir pakette verilir. Sadece mutlu olamazsın, sadece acı da olmaz. Acı varsa mutluluk var, mutluluk varsa acı." Bendeki hesap da bu biraz.

Bu ruh hallerinde değişik kitaplar arasında savrulup duruyorum bir yandan. Bolo'bolo çok etkilenerek okuduğum bir çalışma olmasına rağmen çok istediğim halde hakkında da yazamadığım bir kitap oldu. Bir türlü çıkmıyor içimden satırlar henüz ona dair. Belki demlenme hali henüz tamamlanmadı ondandır. Çünkü kitap biteli çok olmasına rağmen hala her gün üzerine düşünüyorum Bolo'bolo'da okuduklarımı. Şunu söylemeliyim, tamamı herkesi saracak bir kitap değil belki, ama ilk 50 sayfasını keşke mümkün olabilse de yeryüzündeki her insanoğluna okutabilsem diyorum. Kimine antibiyotik, kimine ateş düşürücü, kimineyse ağrı kesici etkisi yapacak nitelikte bir kitap.

Sonra yine uzun zaman önce kütüphaneme girmiş, sırasını bekleyen Douglas Coupland'in Komadaki Sevgilim'ine gitti elim. Neden şimdi bu roman? Bilemiyorum, bu da her zaman cevabı olmayan sorulardan biri.

Dünyanın geleceğine dair bir takım görüntüler gören ve insanlığın varacağı noktadan hiç hazzetmeyerek yaşantısını bir anda durdurup komaya giren on yedi yaşındaki bir genç kız ve onun arkadaşlarının hikayesi Komadaki Sevgilim. Komadan önce sevgilisine gördüğü görüntülerle ilgili "Gelecekteki hallerimizden hiç hoşlanmadım. Her şey görüntüde daha ilerlemiş gibi görünse de sanki içimizden ruhlarımız alınmış gibiydi, gözlerimizde ışık yoktu" yorumunu yapıyor Karen. Ve o komadayken ailesi, arkadaşları ve sevgilisinin yaşamına dair pek çok gelişimi izliyoruz bir yandan. Olayların vardığı noktaysa roman adına büyük süpriz... Anlatarak okumak isteyenlerin heyecanını ellerinden almak istemem.

Son bir cümle kitaba dair:

"Pek çok kişi ikinci bir hak verildiği takdirde bile her şeyi eline yüzüne bulaştırıyor. Evrenin sarsılmaz kurallarından biri bu. Anlıyorum ki, insanlar ancak üçüncü haklarında - inanılmaz miktarda zaman, para, gençlik, enerji ve daha aklınıza ne gelirse kaybettikten veya ziyan ettikten sonra - öğrenebiliyorlar. Ama yine de öğreniyorlar ya, bu da bir şeydir.”

Ne yapıp edip hayatı üçüncü şansa bırakmamak gerek sanki, bilmem siz ne dersiniz?

13 yorum:

Brajeshwari dedi ki...

Kitabı edineceğim çok yakın zamanda.. Biliyorsun, senin tavsiyelerinin beni götürdüğü yerleri... :)

Mutluluk ve acı ise aslında çok karmaşık gibi görünse de, kardeştirler... İnsan acıyı da, mutluluğu karşılar gibi karşılamalı demişti sevdiğim biri... Çünkü ikisinde de bize dair birşeyler vardır:)

Güzel bir yıl geçirmemizi diliyorum Zerencim.. Sana olan dileğimi kendimden de mahrum bırakmayarak... Bir de o güzel yılın, ışıltılı günlerini karşılıklı sohbetlerimizde daha çok paylaşmak dileğim....

öpüyorum seni...

Ece dedi ki...

Dost der ki:) Başlık çok dikkat çekici... "Noluyorrr yaw" diyerek tıkladım... Üçüncü şans! Ah aklımız ilkinde bilse keşke, o zamanda her şeyi doğru yapar çok bayat, sıkıcı bir hayat yaşardık. di mi? Ama ikide anlamak lazım. Artık armutla elmayı ayırmak lazım. Herkesin kendi yolu, kaybetmek şart. Bir şeyi kaybedebileceğini bilmek şart. Etrafından da olabilir bu kayıp, kendini bile kaybedebilirsin. Hayatının kıymetini bilmek lazım. Farkında olursak daha çok her şeyin, yakalayabiliriz bence üçe bırakmadan.

Öpücük Zeroma.

laleninbahcesi dedi ki...

Biliyorsun her tavsiye ettiğin kitabın ardına düşüyorum ben:)
Şansa inanırım ama işleri şansa bırakmamaya da...ikinci şans hep olmalı derim ama sen şimdi bir de üçüncü şans diyorsun... Şans hep olsun hayatımızda Zero ve hep yanında olsun...
Sevgimle

M! dedi ki...

yine ne güzel şeyler yazmışsın Zeren :)
öyle bir şey var ki Bir Dilim Sohbet'te -her yazında- okumaya başlayıp da bitmesini istemediğim, o yüzden de ağır ağır okuduğum kitapların tadını hissettiriyor bana...
Hep yaz olur mu? Ben de heyecanla okumaya devam edeyim =)

Gamlı Baykuş dedi ki...

Ben üçüncü şans vermeyenlerdenim. Biri vermişim olmamış bir de üstüne ikinciyi vermişim o da olmamış üçüncüyü de vericem. Yoook portakal orda kal! İkinci şansta da yanlış yapan hep yapar bence. Aslında sanırım işleri üçüncü şansa kadar zorlamak. En iyisi kestirmeden ikinci de koparmak. Ne biliyim çok mu sertim?

Sibel dedi ki...

Zerenciğim, ben de bu kitabı okuyup çok etkilenmiş, bloguma da yazmıştım, üstelik senin alıntı yaptığın cümleleri ben de almıştım! Çok sık uğrayamıyorum sana, ama bil ki uğradığımda tüm kaçırdığım yazılarını sırayla okuyorum. Büyük keyif alarak, her zaman kendimden çok şey bularak... Az önce de öyle yaptım. Seni çok seviyorum canım benim, mutluluğun katlanarak artsın yeni yılda.
Sevgilerimle...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Bu sene tavşan senesiymiş Zerenciğim, şans senesi, şanslı sene...
Şans verilsin herkese, tekrar tekrar! Sakınınca ele bir şey geçmiyor, nasılsa.
Şansın bol olsun!
:))

Nihan SARI dedi ki...

harika yazılarını çok severek okudum. ifadelerin gerçekten etkileyici. mutlu olduğuna çok sevindim. sana minik bir mutluluk yaşatmak çok güzel zerecim. Anneannene sevgilerimi iletmeni isterim.artık ben de seni zevkle takip edeceğim.

Beyza dedi ki...

Farkina varmak aslolan bence Zerencim. Kimileri var ibret alir ve ilk sansta herseyi gayet guzel goturur... kimileri var ikinci sansta, digerini deneyimledikten sonra ogrenir. Kimileri ise ayni hatalari yaparak farkli sonuclar beklemeye devam eder... Ben hayattaki buyuk dersleri ikinci sansta ogrenenlerdenim. Huzurlu, mutlu ve keyifli bir yil olsun canim.

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Sevgili Zero, bazen herseyi toparlayabilmek icin ortaligin darma daginik olmasina dayanmak gerekiyor. 2010 seni icin bu yuzden unutulmayacak bir yil olduysa, umarim 2011, getirecegi mutluluk ve bol sansla hatirlanacak guzellikte bir yil olsun...
Sevgilerimle

zero dedi ki...

Canım Brajeshwari'm, evet Komadaki Sevgilim de kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap. Bazen kelimelerin kendisinden çok yaşanan o insanlık halleri delip geçiyor ya, öyle bir roman Komadaki Sevgilim. Yeni yılda bol kurabiye, bol kahve ve bol sohbet bizimle olsun arkadaşım:) kocaman öpücük:)

EY sevgili Dost:) Sıkıcı bir hayatı neyleyelim, günahlarımızı da sevmeyi öğrenelim:)) (müthiş kafiye) Hayat kalıplara sığmıyor. Yeri gelir hayata onuncu şansını da vermen gerekir, ama yine de her adımda biraz olsun öğrenerek ilerleyebiliiyor olmaya önem vermek gerekiyor. Benden de sana kocaman öpücük:)

Canım Lalem, hiç bir şeyi sadece şansa bırakmayalım ama şans da hep yanımızda olsun:)

Sevgili M!, ne kadar güzel şeyler yazmışsın, çok mutlu ettin beni:) Bir yandan sadece kendime yazıyor gibiyim bu satırlarda, ama bir yandan da hiç tanımadığım insanlara dokunuyor yazdıklarım, bu tarifi imkansız bir keyif:) sevgiler

Sevgili Gamlı Baykuş, keşke herkes, hepimiz ikinci şanslarımızda birinciden öğrendiklerimize göre hareket edip bir daha hiç hata yapmasak. En güzeli ve ideali bu olurdu sanırım. Ama yine de büyük konuşmaktan korkan bir insanımdır ben. Hayat bazen bizden onuncu şansı bile isteyebilir, kendimize şans vermekten pes etmemek gerek diye düşünenlerdenim. Ama söz konusu olan üçüncü şahıslarsa, o konuda kesinlikle hemfikirim. Bir insana ikinci şans evet, ama üçüncü bir şansı verir miyim, ondan pek emin değilim. sevgiler

Sibelcim, canım benim, sayfanda kitapla ilggili yazını buldum, okudum ve o zaman bu yazını okumuş olduğumu hatırladım, hatta senin bu yazın üzerine bile ben bu kitabı almış olabilirim, tam hatırlayamıyorum. Hayatta çok benzer duraklarda duraklayan, benzer nefeslere ihtiyaç duyan insanlarız. Fazla görüşemesek de bir şeyler paylaşmanın keyfini hep yaşadım seninle. Ben de seni çok sviyorum arkadaşım, güzel günler bizimle olsun:)

Sevgili Ekmekçikız, şimdi baktım ben bir maymunmuşum:) ama maymunlarla tavşanlar iyi anlaşır değil mi:)) en azından öyle olduğunu düşünmek istiyorum. Şans ya da tavşanlar adı her neyse, hep yanımızda olsunlar:)

Sevgili Nihan duygularımız karşılıklı:) desene 2011'de sayfalarımız arasında epey bir komşuculuk oynayacağız:)

Canım Beyzam, ben ibret almaktansa yaşayarak öğrenmenin çok daha etkili ve faydalı olduğunu düşünenlerdenim. Çünkü insan kendi başına gelmeden, başkasının yaşadıklarından yüzde yüz bir çıkarım sağlayamaz bence. İliklerine varana yaptığın hatayı da, sevabı da hissedebilmek lazım bana kalırsa. Ve dediğin gibi farkında olabilmek... Sanırım en önemlisi bu... Yepyeni bir pencere açıyorsun bu sene hayatında. Yeni bir ülke, yeni bir ev, yeni bir iş, eş... Hepsi kocaman şanslarla, mutlulukla, sağlıkla ve huzurla girsin hayatına:)

Sevgili Mehtap, aslında hayat bir döngü. Biz adına yeni dedik diye 1 Ocak sabahı yeni bir dünyaya uyanmıyoruz. Hayatımızdaki her şey olduğu yerinden işlemeye devam ediyor. Ama 2010'da bitişlerin yanında o kadar da güzel başlangıçlarım oldu ki, 2011 bunların keyfini daha da çok süreceğim bir yıl olsun diliyorum:) Ve tabi ki her birimiz için kendi haayatlarımızda en çok neyi arzu ediyorsak o olsun dileğim:) sevgiler

Kontrast dedi ki...

2010'un bana kazandırdığı dostlardan biri olduğun için kendimi çok şanslı addediyorum. Yeni yılın hepimiz için umutlu olmasını diliyorum. Gönlünden geçenlerin bir bir olmasını :)

Duyarlı ve nezaketli yapısına hayran kaldığım arkadaşım, sana yeni yılda sana yakışır bir şarkı armağan etmek istiyorum. Katy Perry'den Fireworks 'u dinle ve klibini mutlaka izle. Anlamlı bir amaç edinen Perry'nin duyarlı davranışıyla bu klip binlerce gence umut olmuş. Klibin son sahnesindeki gençlerde, tüm dünyadan gelip Budapeşte'de buluşmuşlar. Farklılıklara aldırmadan...

Bloguma da bekliyorum :)

Sevgiler...

Zeynep Şeker dedi ki...

Sevgılı Zeren ,

Senın yazını , ustune bırde asagıdakı yorumları okuyunca hemen gıdıp alıp okumak ıstedım Komadaki Sevgilim'i.

Yorumlarımı yine buraya yazarım:)

Sevgılerımle,
Zeynep