13 Aralık 2010 Pazartesi

Mutfak yorgunu, kış tutkunu...

Bütün haftasonu açmakla yükümlü olduğum bir restoranın açılışıyla ilgili hazırlık çalışmalarıyla uğraştım. Lafı uzatmadan hemen söyliyeyim, hayır bir restoran açmıyorum. Umarım bir gün o da olacak ama bu açacağım restoran şu an sadece teoride!

İki buçuk aydır hayatımın merkezine bağdaş kurup oturmuş olan MSA'nın bitirme projesi olarak biz sevgili şef adaylarına sunmuş olduğu bir ödev bu. Ama öyle böyle değil, toplam notumuzun yüzde 30'nu etkileyecek olan bir proje. Mevzunun ne kadar ciddi olduğunu anlayınız yani:))

A'dan Z'ye bir restoran açıyormuşçasına dekorasyonundan, menüsüne, yer tespitinden kaç elaman çalıştıracağına, mutfak ekipmanlarından mutfağın mimari çizimine, menünün tüm maliyet hesaplarından işletmenin cirosunun hesaplanmasına varana kadar bir restoran açılışıyla ilgili aklınıza gelebilecek her detayı içeren bir proje... İlk taslağı bir ay kadar önce teslim ettik. Bugün de ikinci taslağın teslimiydi. Yani bu da demek oluyor ki Zeren bütün haftasonu mutfak çizimiyle, maliyet hesaplarıyla, menü detaylarıyla, gramlarla litrelerle, cirolarla, maaş hesaplamalarıyla vs uğraştı. İmdat!

Yemek yapmak, pişirme teknikleri, ideal bir şef olmanın özelliklerini öğrenmenin ötesinde hızlı ve yığınla bulaşık yıkamak, pas pas yapmak, ocak ve tezgah ovmak ve bunların hepsini göz açıp kapayıncaya kadar bir hızla yapmak gibi meziyetler de eklendiğinden kimliklerimize, aşçılık diploması haricinde bir de üstün hijyen belgesi istediğimi daha evvel de belirtmiştim. Eksik söylemişim! Muhasebe ve mimarlık diploması da istiyorum!

Ben ne anlarım mutfak çiziminden? Artık anlıyorum! Ben ne anlarım maliyet hesaplarından? Artık anlıyorum! Ne güzel dediğinizi duyar gibiyim. Biliyorum çok güzel... Biliyorum da, ben böyle şeylerle uğraşmaktan nefret ediyorum, daha doğrusu ödev yapmaktan, proje hazırlamaktan hiiiç hazzetmiyorum.

Bu ezelden beri böyleydi, yeni değil. Tüm okul hayatımda hep sınavlarımdan yüksek notlar almışımdır ama ne zaman ödevdi, tezdi, projeydi bir iş verilsin, hiç bir zaman severek yapmadığım için hep ortalama notlar alırdım. Tabi bu biraz ödevin içeriğiyle de alakalı. Hani deseler ki son pastacılık dersimizde yaptığımız, ortasını yardığında içinden çağlayan bir nehir gibi çikolata fışkıran ıslak kekten yap getir not alacaksın, başımın üzerine, 30 tepsi yapabilirim. Ama bana masa başında otur, araştır, oku, yaz, ödev hazırla deme! 30 yıllık bünye bu, n'apiyim değişmiyor!

Koca MSA, beni dinleyecek hali yok tabi! Bir de Ocak ortasında yapacağımız sunum ve son teslim olayı var ki, şimdi bu ikinci taslak tesliminin üzerimdeki izlerini silmeden henüz o günleri düşünmek istemiyorum.

Ben ödevdi, projeydi odamın tütsü kokulu duvarlarına gömülmüş mutfak çiziminde bulaşıkhaneyi nereye ne şekilde yerleştireceğimi düşünürken memlekete kış geldi. Perşembe akşamı kendisi için düzenlediğimiz "Birinci Geleneksel Bozalı Kışa Merhaba Partisi" sonrasında sağolsun hiç bekletmedi biz sevenlerini. Boza bardaklarımızı güzel, bol tarçın kokulu, atkı yumuşaklığında, eldiven sıcaklığında bir kış geçirmek dilekleriyle tokuşturmamızın üzerinden dört beş saat geçmeden şimşekler çakmaya, bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya ve hava eksilere doğru düşmeye başladı. Güzel bir gece seçmişiz kışı karşılamak için:)

Sonbahar güzeldi. Hayatıma, verilen değişim kararlarının somut adımlarının ayak izleriyle geldi. Coşkularımı, tutkularımı doğru belirlediğimi, doğru yolda ilerlediğimi ispat etti. Yaşıma bir yaş daha kattı. Hayatın akışını, güzel bir kutlama gecesinin ardından olduğu gibi kışa devretti.

Eğer hala kışa şöyle güzel, ağız tadıyla bir karşılama yapmadıysanız, fazla beklemeyin derim. Boza, leblebi, tarçın... Gerçek bir kış ritüeli... Benden söylemesi:)

11 yorum:

Nehire dedi ki...

Yüzünüzdeki gülümsemeniz gibi ileride sımsıcak,leziz yemeklerin sunulduğu bir restoranızın olacağına eminim.Akıcı bir dille yazdığın yazınıda büyük bir zevkle okudum.Sevgiyle kal...

Brajeshwari dedi ki...

içinden şelale gibi akan çikolatalı ıslak kekten bana yap, ben 100 vericem söz!

tüm yazıdan bende kalanin bu olmasi da ilginç tabi :)

çok kolay gelsin Zerencim...

laleninbahcesi dedi ki...

henüz bir boza açılışı yapmadık...Bozacının sesini duyunca bir sevinç kapladı içimi geceyi deldi sesi yine ...buuuuzaaa diye bağırark geçti... Artık marketlerde bile vefa bozası satılıken alan varmı diye merak ediyorum, kendim almadığım halde herkes alsın istiyorum bu da böyle bir dengesizlik işte...
içinden şelale gibi çikolata akan bir kek mi? Nazişin en büyük hayali bir gün çükolata şelalesine ağzını dayamak :))aklıma gldi birden:)

birdutmasali dedi ki...

MSA. nın kurallarına nutkum tutuldu.. !!

ama sunumuna yardım edeyim mi ?
:))))
birde restaurantının açılış kurdelesini kesicem ! :)

yeliz dedi ki...

kolay gelsin zerencim, ben de işin o kısımlarını pek severim, iyi bir ekip olabilirdik:)

MAVİANNE dedi ki...

Seni takdir ve tebrik ediyorum
tüm bunlar zor işler
ama çok başarılı olacağını düşünüyorum
inşallah sana ait restoranda da yemek yemek kısmet olur ileride
hayal etmek değil midir zaten başarının yarısı
yeni yaşın, yenikararlarınla güzel bir yıl daha geçirmeni diliyorum
bozaaaaaaaa

nehircce dedi ki...

Canım yaa ne zormuş bu iş,benim en yakın arkadaşımla böyle bir hayalim var doğrusu ilerde ama gözüm korkmadı dersem yalan olur..
Bu disiplinde olmasa işletme kısa sürede batar tabii.Ne güzel şeyler öğreniyormuşsunuz taktir ettim.Kolay gelsin canım sevgiler.

Leylak Dalı dedi ki...

Ne boza, ne salep içemeden, aşure bile yiyemeden kış gelip geçecek. Başlayacam rejimine yahu:))
Ay Zero moralini bozmuş gibi olmayım ama ben de hiç sevmem o maliyet hesaplarını, sunumları vs vs yi, üstelik bir de yıllarca Ticaret Lisesinde meslek dersleri öğretmenliği yaptım. Muhasebe dediler mi tepe tüylerim ayağa kalkar:))
Sana en içten kolay gelsin dileklerimi sunuyor, altından kalkacağına adım gibi eminim diyorum...

Deli Anne dedi ki...

Merhaba, uzaktan dinleyince pek keyifli geliyor; restoran açma projesi.. ama -yap- denildi mi bende de yapmama tepkisi oluşur derhal.. kolaylıkalr diliyorum size.

melo:)) dedi ki...

zeroşçum kıskanırım seni bennn:):)

ben de isterim bol tarçınlı ve leblebili bozadan, geliver de artık senin köşende de götürelim bozalarıı:))

öperim, kolay gele canikommm:)

zero dedi ki...

Sevgili Nehire, umarım bir gün dediğin gibi bir restoranım olur, ama mümkünse bu işlemlerle başkası uğraşsın, ben mutfaktan çıkmayayım:)) sevgiler benden...

Canım Brajeshwari, dön Ankara'dan seni o şelalenin içine atmayan ne olsun:) 100'ümü isterim ama:)

Sevgili Lalem, bozacının geçtiği bir mahallede oturuyor olmak bile harika. Hala geçtiğine göre demek alan var. BEn Naziş'e bu şelale kekten yapayım, bir daha başka şelalenin altında durmak istemez, o kadar iddialıyım:P

Nunucum MSA canımızı okuyor, inan burda yazdıklarım olan bitenlerin hepsini içermiyor. Çok kapsamlı bir eğitim alıyorz o açıdan çok güzel tabi, ama canımızı okuyorlar. Her türlü yardıma açığım, kurdele kesimi dahil:)

Yelizcim bir elmanın iki yarısı mıyız yoksa bizz:))) seni istanbul'a taşısak? (ne bencilim ama dimi:))

Canım Mavianne, umarım bir gün hepinizi benim olan bir mekanda bir masa başında ağırlama şansına erişebilirim. neden olmasın, dediğin gibi hayal etmek, istemek bile bizi yakınlaştırıyor bu gerçeğe:) yaşasın boza sevenler:)

Sevgili Nehircce, sadece yemek pişirmeyi öğrenmiyorz, işin bu aşamaları konusunda da bir sürü şey öğreniyor olmak çok güzel tabi, tabi de işte böyle süreç işlerken insanın imanı gevriyor bazen:))

Leylak Dalım şimdilik savdım sorunsuz bir şekilde ama sunum ve son teslim zamanı halimi düşünemiyorum, düşünmek de istemiyorum şu anda, zira depresyona girebilirim:)

Sevgili Deli Anne, gerçekten işin içine girince detayların önemini çok daha iyi anlıyor insan. Kesinlikle kolay bir iş değil, ama yine de keyifli,, en azından mutfak kısmı:))

Meloşum mesajda da dediğim gibi boşaltın köşemi, bozamı ve leblebilerimi alıp geliyoruuuuum:)