7 Mayıs 2012 Pazartesi

Mutfak üzeri bir tutam hayat dersi!

Şanslı zamanlardan geçtiğimi düşünüyorum. Bunu dün bir kere daha çok iyi anladım. Hiç tahmin etmediğim kadar büyük bir kirin, pasın, kötü niyetin içinden hayatın şükrettiğim çok önemli bir tesadüfü sayesinde kurtuldum. Her şey bir tesadüfle başlamıştı, çok kıymetli bir tesadüfle de bitiverdi.

Bir laf vardır "Tanrı uzun yaşamasını istediği sevdiği kullarını Datça'ya bırakırmış" diye. Uzun yaşama kısmını bilmem de sevdiği bir kulu olduğumu düşünüyorum evet. Kelimelerle oldum olası arası iyi olan ben, en büyük kaypaklığın da yine kelimelerde gizli olduğunu öğrendim. Teşekkürler hayat! Oynamasını bilene en güzel oyuncak çünkü kelimeler.

Bir önemli teşekkürüm daha var aslında. Bazen artık aranın çok da iyi olmadığı eski bir arkadaş, kendisi hiç farkında olmadan sana çok büyük bir iyilik yapabilir. Ne varsa yine arkadaşlarda var; bu da buraya böylece yazıla! Kelimelerin gazabından onun da korunmasını yürekten dilerim. Umarım benim şansımın o olması gibi, ben de onun şansı olabilmişimdir.

Bir zamanlar, hala hatırladığımda içimi acıtan bir yalan söylemiştim birine. Ne onu, ne kendimi üzmekti niyetim. Bir özür olarak değil - çünkü yalanın özrü olmaz - ama bir neden olarak sıralayabileceğim sebeplerim vardı. Hiçbir sebebin, bir yalanı haklı çıkaramayacağını, her yalanın büyük bir hata olduğunu da öğrendim, yine yaşayarak, bedellerin her birini teker teker üzerimde hissederek. Belki onun kefâretidir bu bir aylık 'yalan', bilemiyorum. Kulaklarım sonuna kadar açık, hayatın bana söylemek istediği şeyleri duymaya da, dinlemeye de hazırım.

Hayatımın o kadar kıymetli bir döneminden geçiyorum ki yaşamla aramda hiç bu kadar net, dolaysız bir ilişki kurulmamıştı. Niyetlerim ve yaptıklarım arasındaki en dürüst dönemim belki bu. Bir mükafat sanki, gizleri, söylenememişleri , acaba'ları yaşamından çıkarıp atınca hayatına girmeye çalışan yalanlar da üzerinde tutunacak yer bulamayıp akıp gidiyor. Evren, kendiliğinden su tutuyor sanki üstlerine, kayıp gitsinler, iz bırakamasınlar diye.

Biraz özel bir başlangıç oldu yazıya. Aslında niyetim, yeniden başlayan mutfak heyecanlarım üzerine bir şeyler karalamaktı.

Heyecan, adrenalin, delilik, bilgi/yaratıcılık ve becerinin buluşması benim için mutfaklar. Üç gün uzak kalsam ne kadar özleyeceğimi biliyorum artık.

Öğrenmek benim için çok önemli bir kavram oldu bu meslekte. Her çalıştığım mutfakta bilgime de, vizyonuma da birşeyler katabilmeyi çok önemsedim. Öyle bir deniz derya ki çünkü mutfaklar, öğrenmeye dair bitebilecek olan tek şey, insanın kendi şevki olabilir. Şimdi geride kalan üç güne baktıktan sonra yine doğru yerdeyim diyebiliyorum.


Örneğin geçen gün koca koca mavi yengeçlerle randevumuz vardı. Kaynar suda haşlandıktan sonra katır kutur kabuklarından ayırırken aklımdan tek geçen "umarım denize girdiğimde benden intikam almazlar" oldu:) O kapkalın, korunaklı kabukları ayırıp çıkardığımız içler yengeç dolması olmak için ayrılırken kabukları ise iyice yıkanıp dolmanın tabağı olmak üzere kenara alındılar.

Çok ilginç hayvanlar yengeçler. Kalın, çok sert bir kabuğun altında çok kıymetli bir şey gizliyorlar. O kabuğu aşmayı başaran ancak, o kıymetle karşılaşabiliyor.

Hayatı bir yengeç gibi yaşamak nasıl olurdu? Benim pek bilebildiğim bir şey değil bu. Kendini çabuk açan, o korunma kabuklarından çok edinememiş biriyim. Faydalarını da zararlarını da gördüm elbet bu durumun. Böyle durumlarda söylenecek tek bir şey var, temiz ve hakkaniyetli insanlarla karşılaşmayı dilemek.


Datça'nın her mekanı ayrı bir fotoğraf karesi. Elimden bir kaşığı kepçeyi, bir de fotoğraf makinemi düşürmüyorum zaten bu aralar:) Ama öyle de bir yerde çalışıyorum ki, içmeden sarhoş olmak üzerine ne söylenmişse böyle bir yer için söylenmiştir. Mutfaktan sadece bir kısmını (şükür ki) görebildiğim bu manzara, içimde masmavi okyanusları besliyor, bana hep hayatın güzelliklerini hatırlatıyor.

Yani böyle bir yerde, böyle bir mutfağın içindeyim. Yolunuz düşerse de beklerim efendim:)

10 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Öyle ballandırıyorsun ki korkarım sen dönüp geleceksin ama biz temelli yerleşmeye karar vereceğiz:)))
Şevkin, heyecanın, keyfin hep sürsün Zerocum...

Özlem Öztürk dedi ki...

Zeren öyle güzel anlatıyorsun ki, yolumuzu düşürecek gibi gözüküyorsun:) Yolları severim bilirsin:)
Sevgiler

Nesrin dedi ki...

:) benim oraya yolum düşer. çalışıtğın yerin adı ne zerocum

Eces'sun dedi ki...

Yengecleri hep sevmisimdir.

yeliz dedi ki...

çok ilham vericisin zeren of içim açıldı arkadaşım ya. haftasonu canım dostuma senden bahsettim, oku onu feyz al dedim. ona da ilham vereceğini biliyorum, sevgiler

A-H dedi ki...

Oyle guzel anlatiyorsun, kelimelerle oyle guzel oynuyorsun ki okurken hic bitmesin diye dusunuyorum :)) Tabii Datca'yi bu kadar anlattigin icin bavulu toplayip gelirsem yakinda sasirma :)))

Birde yengec olayina takildim, uzun zamandir denemek istedigim bir lezzet, ama kabuklari ve kiskaclari ile tabagimda gormeye cesaret edemedigim icin denenmemis olarak kaldi hep. Senin yaptiklarin cok guzel gorunuyor, belki senin su yengec dolmasinin son halini gorursek denemeye cesaret ederim :)))

gözde dedi ki...

Zerenciğim, adına çok ama çok seviniyorum. Senin çiçeğe böceğe doğallığa olan heyecanımı kendime çok benzetiyorum :) Öyle güzel anlatıyosunki kesinlikle Datça'ya yolum düşecek emin ol.Resimdeki masayı benim için ayır lütfen:) Keyfini çıkart.Allah hayırlı insanlarla karşılaştırsın. Sevgilerimle
Gözde

BERNACAN dedi ki...

Tam bir Datçasever olarak, çok şanslı olduğunuzu söylemeliyim :) Datça'nın neresinde olduğunu çözemedim yalnız restoranın. Haziran'da Datça'ya geldiğimde mutlaka geleceğim ziyaretinize. Özellikle eşim bu yengeçlere bayılacaktır eminim ki

zero dedi ki...

Leylak dalim, simdilik gitmeye niyetim yok, gel sen:)

Özlemcim, Beklerim her zaman:)

Sevgili Nesrin, Culinarium çalıştığım yerin adı. Datça limanda. Beklerim:)

Ecem, senin yengeç sevdani bilirim ben çok:) iki ayaklılarını da seversin sen;)

Yelizcim, ben herkesi kandırıp datça'ya getirmek için yapıyorum bunları:P

Canim A-H, Yengeç dolmasının son halini koyamadım çünkü çekemedim. Son hali tam servis sırasında müşterinin önüne gitmek üzereyken kabukların içine yerleştiriliyor. O telaş sırasında imkan yok foto çekmeme:) yengecin şöyle bir sıkıntısı var, kabuklarinin nasıl kırılacağının bilinmesi gerekiyor ziyan olmasın diye. Yoksa cok lezzetli, muhakkak dene derim:)

Gözdecim masa senin:)

Sevgili Bernacan, restoran limanda. Umarim geldiğinizde yengeçlerden olur elimizde. Her zaman çıkmadığı için elimize geldiği zamanlarda günün spesyali olarak konuyor menüye. Her zaman bekleriz:)

Nesrin dedi ki...

bir hafta sonu ablamla ( bugday tanesi) datçaya kaçamak yapıp geliriz yanına :)