15 Ocak 2012 Pazar

Deliler, dayılar, deli dayılar...

Yeni yılın ilk sabahından beridir pazarlara en yakışan görüntü anneanne evinde kurulmuş sıcacık bir kahvaltı. Sofranın üzerindekilerden çok, masanın bir ucunda O'nun, hayatımın kadınının, canım anneannemin oturuyor olması olayı asıl keyiflendiren.

"Yumurtanın dakikasını kaçırmayalım yavrum, kayısı kıvamında olsun."

"Geçen, misafirlere yaptığım dolmadan da var, ister misin şimdi kahvaltıda yemek?"

"Sen çayı seversin diye bolca demledim, iç dilediğin kadar; sonra kahve de yaparım."

İnsan psikolojisi üzerine söylenen hep bildik lakırdılardan biridir hani, insanoğlunun aslında hep kendini en güvende hissettiği yer olan anne karnına dönmek istediği. Kırk yıllık koca bir çınar gibi, bulunduğu sokağın neredeyse çoğu yenilenen binaları arasında ne yaşanmışlıklar saklayarak dimdik duran bir apartmanın giriş katındaki o sımsıcacık yuvaya her girişimde, anne karnına dönmüşüm gibi bir huzur gelip buluyor beni. Otuz bir yıldır, on yıl önce bizi bırakıp giden dedem haricinde hiç bir şeyin değişmediği bu evde nasıl olur da huzur bulmam ki ben? Sanki kapıdan adımımı atar atmaz kafamı koridora çevirdiğimde, iki yaşında koca poposuyla koridordan koşa koşa salonun penceresine yapışarak evin hemen karşısından geçen trenlere el sallamaya çalışan o minik Zero'yu göreceğim. Olur da o el sallamadan bir tren geçip gidiverirse dünya duracakmış gibi panikleyen Zero'yu...

İşte bu olur kendisi:)

Bazen hani diyorum, keşke mümkün olsa da bir karşılaşsak, pek severdim ben o lüle saçlı tombik yanak kızı. O beni tanımazdı elbet, ama ben taa otuz yıl biriktirmişliğin bilmişliğiyle kucaklardım onu. Ve diyorum ki, bence severdi beni. Çocukların o ilahi kirletilmemiş güçleriyle, bir röntgen makinası gibi çıkarıp tüm yaşanmışlığımı "hataların bile iyi niyetten beslenmiş senin" der, gömerdi kafasını göğsümden içeri. Neyse fena saçmaladım, çok derine dalmayalım...

Kahvaltının sonunda annemin aklına İzmir'de yaşayan dayısını aramak gelince günün/haftanın/ayın (yılın deyip abartmayacağım) en komik olaylarından biri yaşanır. Nasıl mı? Bizim 'akıllı' dayı, adı Ayten olan kayınvalidesiyle ilgili "Moon Skin burda, oturuyoruz" deyince; yetmiş küsür yaşında olmasına rağmen hiç bitmeyen kadın hayranlarını sorduğumuzda "ay hangisini soruyorsun ki, Nurten'i mi, Ayşe'yi mi, Müjde'yi mi" diye kahkahayı basınca; anneannem için "havalar çok soğuk ablama söyleyin de üşütmesin, ama önemli olan kafayı üşütmesin" diye espiri patlatınca benim günümün yarısı, bu dünya tatlısı deli adamın hayatı boyunca, mesafelerden dolayı çok az da görüşebiliyor olsak da, hep yüzümüzün kenarına bir gülümseme kondurmuş olduğunu düşünmekle geçiyor.

Hafta ortasından bu yana gittiğim her yeri çantamın içinde benimle gezmiş bir romanın içindeki 'deli amca'nın günlerime kattığı neşenin üzerine, haftayı bizim deli dayının nâralarıyla kapatmak ne de güzel bir tesadüf oldu diyorum. Tom Robbins'in B, Bira'sı bahsettiğim. 102 sayfalık incecik bu kitap size yaşamın sırrını verecek, söz! Abarttım mı? Belki! Olsun, severim ben abartmayı.


Bize, hayattan keyif alabilmemiz için cesur olmamız gerektiğini; bir bira şişesini kastederek "cesaret nerede bulursan oradadır" dedikten sonra yine de en kıymetli cesaretin yüreğimizin içinden gelen cesaret olduğunu hatırlatan bir roman sizce de bize yaşamın sırrını veriyor olamaz mı?

Bu çok keyifli romanı okuduktan sonra tam Moe Amca gibi olmasa da ona benzeyen bir dayım olduğu için, yüreğimin içindeki cesaretle tanışabilmeyi başarmış olduğum için şükrediyor, hayatımı bundan sonra Costa Rica'da geçirebilmeyi diliyorum. Hadi Costa Rica olmasa bile, gibi olsun en azından. Neden mi Costa Rica? "Doğal ortamını korumak için yeryüzündeki bütün ülkelerden daha çok şey yapmış bir ülke ve ordusu yok. Donanması da yok. Hava kuvvetleri de. Modern bir devletin bu kadar aydın, modern insanların bu kadar uygar olabileceğine inanmak güç olsa da". İşte bunun için...

10 yorum:

Eces'sun dedi ki...

dur, hemen gitme. içelecek biralar var daha, yaz da gelecek.

kendi ufaklığımla karşılaşma fikri benim de aklıma düşer sık sık, tesadüf mü? bilemedim.

güzel bir yazı bu akşamımı pek bir keyiflendirdi.

çok güzel yazıyorsun arkadaşım, kitap falan yazsana sen:)

öptüm

Leylak Dalı dedi ki...

Benim dayılardan eğlenceli olanı artık başka bir aleme gitmiş olsa da YAŞASIN DAYILAR:))

zero dedi ki...

Ecem, bir deli de sensin benim elimde:) kitap mı, o da ne, puf!:P bizim çocukluklarımız karşılaşsaymış o da pek keyifli olurmuş be yav:))

Leylak Dalım, Yaşasın, hem de çok yaşasınlar! Unutma, başka bir aleme gitmiş olsalar bile, tüm yaşanmışlıklarıyla sohbetlerimizin konukları olarak hep yaşamaya devam ediyorlar:)

Nehire dedi ki...

Tebessümümü yolladım sımsıcak yüreğine,sevgiler güzel Zeren'im...

lale dedi ki...

yatakta dönerken çarşaf beni tutuyo diye mutlaka ipek pijama giyenini mi? biri kullanmasın diye havlusu omzunda gezen dayılardan birini mi? yoksa yılın hangi ayında , ya da günün hangi saatinde olursa olsun telefonu iyi geceler, mutlu yıllar diye açan amca mı? tercih edersin...

zero dedi ki...

Sevgili Nehire, çok teşekkür ederim, benden de çok çok sevgiler...

Lale Ablacım, hepsini birden alsam, olmuyor mu acep?:)

Özlem Öztürk dedi ki...

Hehhe:))))
Dayılar haftasonuna damga vurdu sayende:))) Ben de iki tane var; ikisi de birbirinden öylesine farklı ki!
Güldürdün beni akşam akşam, sen de gülesin arkadaşım!
Sevgiler

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

O ne tatlı bir bebek, tam tahmin ettiğim gibi...sıktım o tatlı yanaklarını...Ben de hep düşünürüm bebekliğimle karşılaşsaydım, severdim onu çok diye...hislerimi dile getirmişsin.Yalnız benim anneannemle geçen zamanım o kadar azdı ki seni kıskanmıyorum desem yalan olur Zerocum, tabi bu naif bir kıskançlık;)Allah uzun ömürler versin tüm sevdiklerine ...

A-H dedi ki...

bende hep ayni seyi dusunurum cocukluk halimle karsilassam diye :)) tabii sonradan kocakisisinin cocukluk halini gorsem napardim da eklendi bu hikayeye :))) boyle dusunen bir ben degilmisim, yalniz degilmisim sevindim :D

gözde dedi ki...

Dayı çok şekermiş. Böyle insanlar hiç yaşlanmaz:) Çok güzel anlatmışsın yine Zerenciğim.Bu arada resimde çok tatlı çıkmışsın.Sarılıp öpesim geldi :):)