5 Aralık 2011 Pazartesi

"Her ayrılık zor" demiş Sezen!

Bu, neredeyse 10 yıldır aldığım her nefesin tanığı, iyi kötü pek çok anımın arka fonunda şu an bir figürandan çok daha büyük roller üstlenmiş olduğunu anladığım 'yoldaş'ıma ithaf edilmiş bir yazıdır. Evet o, kelimenin her anlamıyla bir yoldaştı benim için. Sıfır kilometresini birlikte teptiğimiz nice yollarla 60.000'e çıkardığımız, kahrımı değil ama yükümü çekmiş bir yoldaş, arabam:)

Bugün vedalaştık onunla. Ne yalan söyliyim, biraz gözü yaşlı bir ayrılık oldu. Yarın yeni sahibini bulmak üzere yola çıkıyor olacak. Gülebilirsiniz, komik gelebilir bilmeyene bu halim. Ama birlikte geçirdiğimiz yıllara şöyle bir dönüp bakıyorum da, yanımda kimselerin olmasını istemediğim çok zor zamanlarımda sadece ve sadece o vardı benimle birlikte; uzaklara kaçıp içinde katıla katıla ağlamalarıma da şahit olan o; eş, dost, akraba cümbür cemaat toplaşıp bağıra çağıra söylenen şarkılara, türkülere şahit olan da o; hayatımda beni yeni heyecanlara kalp çarpıntısı ve mide ağrısıyla taşıyan da o... Dili olsa da konuşsa benim bile unuttuğum ne çok şeyi bir bir anlatıverir kimbilir.

Geçen yıl sonbaharda ayrılık ilk kez kapımızı çalar gibi olmuştu. O zaman da bütün bunları düşünmüş, yine bir fena olmuştum. Sonra şartların değişmesiyle bir sene daha yoldaşlık ettik birbirimize. Ama bu sefer ayrılık katî.

Garip duygular bunlar. Çoktan kapattığım bir dönemin son sayfasını çevirmek gibi... Birlikte geçirdiğimiz yıllar, hayatımın belli bir dönemine tekabül ettiği için anılarım da ister istemez o döneme yoğunlaşıyor, kaçınılmaz olarak. Hayatımda bunca 'yeni' varken son 'eski'ye de veda etmenin zamanı diye bir teselli geliyor içimden. Yeni anılar, yeni bir sevgili, yeni bir iş, yeni bir yıl, yakında yeni bir ev...

Bugün ayrılık sırasında gözümden akan yaşlara üzülen canım annem "daha iyilerine sahip olursun bir gün iyişallah" diyor bana. Beni teselli etmek isteyen o candan haline gülümsemek istiyorum ama ânın fazla duygusallığından beceremiyorum. Meselenin, daha iyisi ya da daha kötüsü olmadığını hepimiz biliyoruz. Asıl mesele gönül bağı.

Her yeni gün, hayatta kendimizi biraz daha tanımamıza vesile aslında. Örneğin bugün hayatımda ilk kez maddesel bir eşyayla bu kadar derinden bir gönül bağı kurmuş olduğumu farkediyorum. Genelde eşyalarla aramdaki duygusal bağın etkilerini hafifletebilen biri olduğumu düşünürken bugün ilk kez bunu başaramadığımı görüyorum.

Bu sayfaya kendimle, hayatımla, sevdiğim, nefret ettiğim bir dolu şeyle ilgili onlarca yazı yazdım, yazıyorum tam 4 yıldır. İstedim ki, bendeki yeri bu kadar derin olan bu dört tekerli arkadaşım hakkında da iki satır kelam etmeden geçmeyeyim. Hani tarihe not düşmek diyorum ya zaman zaman, bu veda gününü de, bana ifade ettiği anlamları da buraya bir kere daha not düşeyim. O yeni sahiplerine doğru yola çıksın, ben zaten hayatın bana getirdiği iyi, kötü tüm süprizlerle yoluma devam ediyorum!

8 yorum:

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Yolu açık olsun, o zaman...
Selametle!
:)

Leylak Dalı dedi ki...

Ay kendisi beni de taşımıştı, kıyamam:)
Güle güle gitsin, yerine yakışsın. Sana da daha güzelleri nasip olsun...

LEYLAKTIR, DALIDIR

birdutmasali dedi ki...

:))
ay kıyamadım sana..

hayırlısı olsun Zerom. :)

Gamlı Baykuş dedi ki...

Benim arabanımın adı bile var. Normal birşey mi bazı cansız nesnelere bu kadar bağlanmak bilmiyorum ama o benim en iyi arkadaşım. Umarım yeni sahipleri de onu senin sevdiğin gibi sever ve iyi kullanırlar.Sevgiler...

yeliz dedi ki...

umarım onu senin kadar sevecek birilerinin olur:)

laleninbahcesi dedi ki...

oy oy bana bile kısmet olmnuştu... Zerencim , yeni sahiplaerine de hayırlı olsun. Sana da en güzeli nasip olsun yeniden...

Ece dedi ki...

ben de severdim kırmızı arabanı, dostluğumuzda büyük katkısı olmuştur, içinde az dünyayı kurtarmadık sohbet ederken:)

senin de yolun güzel sürprizlerle dolu olsun, kötüler uzak dursun.

öpücük!

A-H dedi ki...

Daha iyileri senin olsun insallah :)