17 Mayıs 2011 Salı

Yol

"Yol seçimdir, Yol tavırdır, Yol beklentidir, Yol çeşitliliktir, Yol başlangıçtır, Yol çaredir, Yol öğrenmektir, Yol şaşırtır, Yol öncüdür, Yol kaçıştır, Yol tekinsizdir, Yol oyundur, Yol rastlantıdır, Yol davadır, Yol tecrübedir, Yol eserdir, Yol yöndür, Yol ikirciktir, Yol ıssızdır, Yol tekrardır, Yol süreçtir, Yol ümittir, Yol esrarengizdir..."

Ağustos ayında İstanbul Modern'de gezdiğim Hüseyin Çağlayan sergisinin tanıtım yazısındandı bu satırlar. Önce aklıma sonra defterime yazılmıştı. Şimdi yeni bir yolun arifesinde iken yazıldıkları yerden çıkıp kendilerini hatırlattılar.

"Çarenin olmadığı yerde yol çaredir" demiş Murathan Mungan da Şairin Romanı'nda. Yol ve yola dair her cümle ilgimin odağında bu aralar. Algıda seçicilik biraz benimkisi. Yolu, yolculukları, içsel ve dışsal gidiş gelişleri seçmiş karakterlerin hikayesi olan Şairin Romanı'nın da bu dönemimde bana gelmiş olması bundan olsa gerek.

İçine tren yolu kaçmış bir çocuk var bir yerlerimde. Her daim trenlere tutkun olmuş, ya tutkusu çok büyük olduğundan ya da yeteri kadar yaşayamadığından nerede bir tren görse, nerede bir tren yolculuğundan bahsedilse kalbi çarpan, ilgisi artan bir çocuk...

"Kendi kısa sürse de ömrü uzundur çocukluğun" diyor yine Murathan Mungan. Ömrü tükenmemiş olan çocukluğumun bende bıraktığı derin izlerdendir trenler ve tren yolculukları... Tren yolunun dibinde bir evde geçti benim çocukluğum; her tren geçişiyle duvarların titrediği, o tıngır mıngır gürültünün bir zil sesi kadar doğal karşılandığı bir evde. Çocukluğuma dair hep anlatılan hikayelerden biridir. Yürümeyi ilk öğrendiğim andan itibaren tren geçişini her duyduğumda evin en arka odasında dahi olsam tompik patilerimi popoma vurdura vurdura, trenin geçişinin en iyi göründüğü salondaki pencereye yapışırdım. Sanki ben bir trene el sallamadan evin önünden geçmesine izin verirsem o trene haksızlık etmiş olacaktım. Neydi, nasıl bir histi beni öylesi koşturan bilemiyorum. Çocukluğumuzda nedenini tam bilemediğimiz şeyleri hep "çocukluk" olarak niteleriz ya, benimkisi de öyleydi belki; çocukluk!

Sonra yıllar geçti, Zeren büyüdü, lise öğrencisi oldu ve her sömestir Ankara'daki büyük teyzesini ziyarete gider oldu. Ankara'ya pek de öyle sevdalı değildi. Büyük teyze de zaten her kış en az bir iki ayını İstanbul'da geçirirdi, yani ona duyulan bir büyük bir özlem de değildi onu Ankara yollarına düşüren. Kimselere pek itiraf etmesem de ben Ankara'ya gidiş gelişlerin hep trenlerde geçen o yolculuk anlarını sevdim. Haydarpaşa'dan kurulduğum tren koltuğumda kulağıma geçirdiğim kulaklıklarımın sesini hiç bir zaman fazla açmazdım ki trenin tıngırtısını muhakkak duyayım. Sanki bitirme imkanım varmış gibi "nolur nolmaz kitapsız kalmayayım" diye alınmış bir torba dolusu kitap, anneannemin "aman aç kalma" diye bütün treni doyurmaya yetecek yollukları...

Yeni yıl ağacının altına kurulması hayal edilen tren yolu, ilk öyküsünün başrolünü yine trene, tren yollarına vermeyi seçen bir ben...

Yol, en çok trenlerle anlam kazansa da benim için tek başına yolda olma hali bile tarifsiz bir heyecan, gizemli bir büyü... Hayat, çok uzun zamandır beklediğim, zaman zaman ne kadar hayalkırıklığına uğramış olursam olayım hayal etmekten vazgeçmediğim bir yolu armağan ediyor şimdi bana. Bu sayfaların bana kazandırdığı geniş bir yüreğin bundan aylar evvel "tüm bu sürecin sonunda stajını da bitirdikten sonra kendine o çok özlediğin yolculuğu armağan et, yaşadıklarından sonra bunu hak ediyorsun" sözlerini dinliyorum. Yolculuk hissi iki aydır bünyede hüküm sürmekte. Ruhumsa çoktan varış noktasına gitti bile. Şimdi yapmam gereken kendimi de yanına götürmek...

Şairin Romanı'nda Moottah "Yaşamlarını yola kutsamışların her zaman iyi dileklere ihtiyacı vardır" diyor. Evet, şimdi benim de ihtiyacım olan bu:)

12 yorum:

숯인 SuChi'iN dedi ki...

gene çok güzel yazmışsın zerocum benim..bu içindeki çocuğun arkadaşı olduğumu anladım okuduğumda yazını..benim çocukluğumda trenlerde geçti..Arabamız olmadığı için baba memleketine trenle gidilirdi, belki birazda biz görelim diye yapardı bunu babam..sonra bir süre memleketten uzak yaşadık, haftasonları tüm aile trenlere biner giderdik, annem haftasonları bile çalışırdı. bende çok severdim trenleri bu yüzden..belki de bu yüzden yaptım hala bir türlü yazamadığım interrail gezimi..bu yazını okuduktan sonra artık yazmam gerektiğini anladım! interrail gezimde hissettiğim o güzel duyguları tekrar hatırladım sayende :). sana çok güzel bir yolculuk diliyorum! o kadar çok hak ettin ki sen bunu!dilerim çok güzel anıların olur, devamı da gelir..belki devamında birlikte bir tren yolculuğu yaparız, ne dersin??

zero dedi ki...

Bayılırım derim, ne derim başka:) yola sevdalı bütün insanların içinde derin bir tren tutkusu yatıyor sanırım. lütfen daha fazla erteleme interrail yazılarını. inan okumak için sabırsızlanıyorum. birlikte çıkacağımız yollar bizimle olsun Suchim:)

Gürhan dedi ki...

Yol herşeydir... :)

laleninbahcesi dedi ki...

benim çocukluğumunda çok güzel tren yolculukları var... Çok severim trenleri, hatta sırf o yüzden Eskişehir'e gideceğiz...
Sanıyorum o çok istediğin yolculuğa çıkmak üzeresin...Keyifle geçsin.
Çok öptüm Zero, iyiki yollarımız kesişti...

ikumi dedi ki...

İçindeki yolculuğu, bir istasyonda durdurup trenden inmeni, peronu aşıp şehire karışmanı, bir bilet alıp şehirin trenine binmeni ve onun seni götürmesine izin vermeni diliyorum sevgili dostum...

Işın dedi ki...

Her ne kadar İstanbul'da turist olmayı sevsek de arada başka diyarlarda gezgin olmak da gerek. Yollarda olmayı çok severim. Uzun tren yolculuklarını, uzun araba yolculuklarını...Amaçsızca gitmeyi.

Gittiğin yerde uzun bir tren yolculuğunda hayal ediyorum seni. Beraberinde bir sürü güzel cümle getireceksin yine. Yenileneceksin.

Yolun açık olsun Zerencim !

zero dedi ki...

Gürhan çok güzel söylemişin, üzerine bir şey demek boş laf olur. Evet, yol her şeydir:)

Canım Lalem, Eskişehir'e trenle gitmek... çok keyifli size de iyi yolculuklar olsun. evet benim uzun zamandır hasretini çektiğim yolculuk kapımda şu an. kesişen yollarımızın şerefine:)

Canım ikumi, bir gün en büyük hayallerimden biri İstanbul'dan trene binerek bir interrail gezisiyle cümle alemi dolaşmak... o trenden inip diğer perona geçmek, başka bir trene binmek... belki geceleri istasyonların banklarında konaklamak... öyle keyifli geliyor ki kulağıma da ruhuma da:) yolculuklar bizimle olsun...

Işıncım güzel cümleler biriktirmeye, yenilenerek dönmeye benden kocaman bir söz:) yürekten sevgiler...

Adsız dedi ki...

Satirlarin sicacik sokuldu yanima! Annemin saate bakmasina gerek birakmayan trenler ve trenlerin yamacindaki yasam! Yuk treninin vagonlarini saymak ve o bitmeyen vagonlarin cogu penceresiz kocaman kapilarina bakarken hayal dunyama daliveren yolculuklar. Icinde de yaninda da olmayi sevdim. Icinde oldugumda varacagim yeri gorecegim yollari perondaki saticilari da cok sevdim. Yetiskin oldugumda gittigim yerlerden eve dondugumde Uykuda duydugum trenin sesi hic bir zaman uyandirmadi beni cunku o uyandiracak degil emniyetli evimde oldugumu hatirlatacak bir gurultuydu ve ben hala cocuklugumu ve trenlerimi yanimda surukluyorum! Hic birakmaya da niyetim yok...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Denizciler "selametle!" derler denize açılanlara, yola çıkanlara...
Selametle Zerenciğim, yolun açık olsun! :))

Nehire dedi ki...

Yollar,seni hep istediğin yere ulaştırsın,sevgiler yüreği güzel kızım Zeren...

Özlem Öztürk dedi ki...

Ben de bir tren yolu kenarı çocuğuyum.Evimizin önünden geçen trenlerin ve trenlerle ilgili anılarımın haddi hesabı yoktur.Evimize her yeni gelenin kanepeye yerleşip oturduktan az sonra ilk tren sesiyle irkilmesinin peşinden ''nasıl uyuyorsunuz siz bu evde?''sorusu dökülürdü dudaklarından.Nasıl alınırdım bu soru karşısında..Evimize yapılmış bir hakaret sayardım bu soruyu.Oysa ben ve evdeki tüm ahali hiç duymazdık gece geçen o trenleri.Babamın pencereden eğilerek olanca gücüyle tren yoluna giren çocuklara bağırdığını şimdi biraz içim burularak hatırlarım.Sonra bir kompartımanda cümbür cemaat Ankara yolculuğumuzu,kompartımanı mesken tutmuş fare yüzünden zavallı babamın korkudan öldüğünü.Hiçbir zaman korktuğunu kabul etmedi gerçi,sadece tiksiniyodu fareden hepsi bu...Yolun açık olsun diyorum Zerocum.Güle güle git,güle güle yüreğinde güzel anılarla dön.:))Sevgiler

Brajeshwari dedi ki...

Canim benim,
biliyor musun "kim söylemiş bunu Zeren'e" diye bakıp, şaşırdım, gülümsedim. Hiç böyle birşey soyledigimi hatırlamadiğimi söylesem:)... O zaman bunu söyleyende ben değilmişim, mesaj gibi ulaştırılmış bu sana, vasıtamla...

Sen zaten cesur adımlar atmaya başlamıştın, yolculuğun içindeydin, hiç durmadın ki...Yol devam ediyor sadece... Gittiğin yerde kendinden güzel şeyler gör canım ve oralara güzelliğinden katarak yola devam et...

kocaman sarıldım sana...