27 Eylül 2010 Pazartesi

Tek bir bedende 'ÇOK' bir kadın!

"İçinde tek bir kadın barındırmayan bir kişilikti Juliette Binoche. Tek bir bedende ‘çok’ bir kadın!"

Birkaç yıl evvel Beyazperde'de en favori aktrislerimiz üzerine hazırladığımız bir dosyada böyle yazmıştım onun için. Şimdi Filmekimi yaklaşırken ve ben bu muhteşem kadının başrolde olduğu Aslı Gibidir (Certified Copy) filmini delicesine merak ederken bu yazım geldi aklıma. Yıllar evvel ne yazmışım, nasıl anlatmışım merak ettim ve çok eksik geldi yazdıklarım.

Juliette Binoche bir sinema yolculuğunun adı benim için. Tek başına bir film... Her şeyiyle sinema ve sahne sanatları için yaratıldığını düşündüğüm bir kadın... Herhangi bir diyaloga ihtiyaç duymadan sadece yüzüyle, mimikleriyle, duruşuyla, komple tüm bedeniyle bir duygunun adı olabilecek bir oyuncu...

Ne yazsa okurum dediğim yazarlarım olduğu gibi ne çekse izlerim dediğim oyuncu ve yönetmenlerim de vardır ki, biri işte bu Fransız şarabı kıvamındaki 1964 Paris doğumlu kadındır. Hiç mi beğenmediğim filmi olmadı? Oldu, elbet oldu ama hiç beğenmediğim bir oyunculuğu olmadı. En saçma filmindeki karakteri bile izlenilir kılan ışığa her zaman sahipti o.

İnsanlar isimleriyle yaşarlar der başucu yazarlarımdan biri olan Ursula. İsimlerin anlamını önemser, insanların kaderlerinde etkili olduğuna inanır. Ben, isimleri kadar, insanların doğdukları ve yaşadıkları şehirlerin de varoluşlarında belirleyici olduğunu düşünürüm. O şehrin kokusunun, ritminin, alışkanlıklarının, ışığının, müziğinin ruhumuza işlediğine ve benliğimize bir karakter kattığına inanırım. Ve Paris'e dair ne varsa, ışıltı, zerafet, sanat, müzik, güzellik, hepsinden bir parça giyinmiş bir kadın gözümde Binoche.

Filmekimi'nde Aslı Gibidir (Certified Copy) filmini merak etmek için Juliette Binoche'dan daha fazla neden var elimde aslında. Birincisi ünlü İranlı yönetmen Abbas Kiarostami. 1979 İslam Devrimi'nden sonra ülkesini terketmek yerine kalmayı ve zor olanla mücadele etmeyi seçen ender sinemacılardan biri Kiarostami. Felsefi ve politik pek çok baş yapıtının (Kirazın Tadı ve Zeytin Ağaçları Altında en önemlilerindendir) varolmasını bu terketmemişliğine bağlar. Köklerinden kopmadığı için beslenebildiğini ve bu sayede üretebildiğini söyler.

Kamerasını her zaman özel olana çeviren ya da çevirdiğini özel kılan bu yönetmenin kadrajından çıkan bir aşk hikayesini merak etmemek kolay değil.

Filme merakımı arttıran ikinci nedense hikayenin geçtiği yerler... İtalya, yemek, şarap ve sarının büyüsü desem aklınıza neresi gelir? Benim sadece ve sadece Toskana geliyor! Taş evler, arnavut kaldırımlı dar sokaklar, alabildiğine uzanan sarı bozkırlar, şarap kokusu...

Binoche, 2010 Cannes Film Festivali'nde bu filmdeki rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nün de sahibi oldu. Biraz evvel filmin fragmanını izlerken gözünden incecik bir yaşın aktığı o sahneyi gördüğümde, daha filmi izlemeden anladım sanki bu ödülün nedenini de. Gerçi bunca yıldan sonra nedene de çok gerek yok ya!

Bu yazıyı da Beyazperde'deki yazımın son cümlesiyle bitirmek istiyorum:

"Asaleti, gücü, kimi zaman masum, kimi zaman şeytani bir güzellik kokan kadınsılığı ve bir kadına en çok yakıştığını düşündüğüm duygu olan tutkuyu bu denli etkileyici taşıyışı ile Juliette Binoche, sinemaya gerçekten çok yakışıyor."

8 yorum:

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Tamamıyla ve kesinlikle haklısın! :))
Bu çağın iki vazgeçilmez kadın oyuncusu var benim için. Merly Streep ve Juliette Binoche.
Her rolü giyerler ve yaşar hale getirirler.
Viva la Juliette!
:))

zeynep dedi ki...

Aynen katılıyorum zerocum! Bir oyuncu ancak bu kadar güzel anlatılır diyorum...

Ekmekçikız'a da katılmadan edemeyeceğim Merly Streep gerçekten inanılmaz bir oyuncu, bugüne kadar beğenmediğim tek bir oyunculuğu, hatta filmi de yok. Mamma Mia'da şarkı söylerken bile sevdim onu :)

Özlem Öztürk dedi ki...

Nasıl Avrupa yakasına gidebileceğimi kara kara düşünmekteyim ama Binoche sevdam bir yol bulduracak bana gibi gözüküyor.Belki birbirimizden habersiz aynı salonda oluruz kimbilir:)
Mavi filminde gecenin karanlığında yürürken elini bir duvara sürtüşü vardır ki,benim de içim kanar Juliette'in eli kanarken..Haklısın tam bir Parizyendir Juliette şüphesiz.
İyi seyirler

Kitap Kurdu dedi ki...

Film ve sinema konusunda ışığım oluyorsun ya, o yüzden seviyorum seni :)Teşekkürler....

Işın dedi ki...

Müthiş bir oyuncu gerçekten de. Benim de izleneceklerim arasında ilk sırada bu film. Şimdi bu güzel yazıyla daha da havaya girdim. İlk kez bu dönemde çalışmıyorum ve ilk kez hafta içi gündüz saatlerinde festivalin tadını çıkartmaya çalışacağım. Umarım bilet bulmak sorun olmaz.

Tijen dedi ki...

Çok merak ettim filmi Zero. Ben de izleyebilirim dilerim...

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Bence de bir kadina en cok yakisan duygu "tutku"...

laleninbahcesi dedi ki...

sen hep yazmalısın Zero... yazılarını okurken bir doygunluk hissediyorum anlatılmaz... Ben de bu gün filmler seçtim kendime Filmekimi günleri için 2 ekimi bekliyorum şimdi.
Sevgiler sana