9 Mayıs 2010 Pazar

Anneyim, annesin, anne...

Anne olmanın nasıl mucizevi bir şey olduğunu çocuk doğurmamış bir kadından öğrendim ben. Kendi annem, beni büyüten dünyanın en fedakar annelerinden biri olan anneannem, çevremdeki sevdiğim onlarca anne olan kadının hepsi bir tarafa, o özel insanın bende annelik üzerine yarattığı sarsılma bir tarafa...

Uzunca bir zaman anneliğinin coşkusunu, içtenliğini, hükmetmeyen otoriterliğini, arkadaşlığını, dengede tuttuğu fedakarlığını, yarattığı saygıyla söz dinletmedeki müthiş başarısını, çocuklarının ona olan sevgisindeki olağanüstü candanlığı yaşadıktan sonra bir gün karşıma geçip "onları ben doğurmadım" dediğinde inanın içimdeki bütün organların yerinden oynadığını hissettim. Hayatımda anneliğe dair atfettiğim pek çok kavramın, inanışın derinden sarsıldığı bir gündü o gün benim için.

Anne olan kadınların kendi hayatlarından çok şey feda etmek zorunda kaldıkları, çok ağır sorumluluklar altına girdikleri, erkeğe nazaran kadının bütün bu sorumluluklar altında ezildiği gibi söylemleri çok fazla duyarak büyüdüm ben. Tüm güzel yanları anlatılırken arkasından da bu olumsuzlukların tekrarlanması kaçınılmaz bir durum oldu. Ama bu tanıdığım kadın, anneliğe dair söylenen tüm bu handikapları da bir bir yıkıp geçmiş, hiç birinin altında ezilmemiş, dim dik ayakta duruyordu karşımda. İki tane kocaman evlat yetiştirmiş (üstelik tek başına), ne özgürlüğünden, ne kişiselliğinden, ne de kariyerinden asla vazgeçmemişti. Çocuklarını da bu özgürlüğün içine katarak başarmıştı bütün bunları. Evet bedelleri vardı ama o bedel ödemekten çekinmeyen bir insandı, yeter ki insan ne istediğini bilsin. Sonunda da bağımlılık duygusunun zerre kadar olmadığı, tamamen karşılıklı olağanüstü saf bir sevgi gelişmişti çocuklarıyla arasında.

Bir çocuğu/bir insanı beslemenin ötesinde onun her şeyine emek vermenin, onda oluşan tüm güzelliklerle kendinde olanları birleştirerek paylaşabilmenin ne kadar değerli bir anne-çocuk ilişkisi yaratabildiğini gördüm ben onda. Anneliğin doğurmakla değil, emek vermekle eş değer olduğuna dair olan inancım bir kere daha ama bu sefer yıkılmaz bir inançla kesinleşti.

Ben anne olmaya odaklanmış, bunu hayatta pek çok şeyden daha fazla isteyen bir kadın olmadım hiç. Hayat bana neyi getirirse onu yaşamaya varım dedim. Ama "çocuk için acele etme, kariyer mariyer yapamazsın, iş hayatın mahfolur" diyenlere de kulak asmadım; "ay hadi bir an evvel evlen de bir çocuğun olsun" diye söylenen evlilik ve çocuk merkezli insanlara da... Bunu gerçekten istediğim gün geldiğinde/gelirse işte o zaman zaten doğru an gelmiştir dedim ve kendimi akışına bıraktım. Geçmişime baktığımda tersini yapsaydım ve şartlarımı zorlasaydım muhtemelen kendimi büyük ve geri dönülemez mutsuzlukların içine hapsetmiş olacaktım.

Geçmişimle ilgili tespitim bu... Geleceğe dönük olaraksa şunu düşünüyorum. Doğum yaparak ya da yapmadan eğer bir gün anne olursam beni bugüne kadar getiren hayat, iyi bir anne olabilmenin tohumlarını da bir yerlerime ekti sanıyorum. Yoksa karşıma bu kadar güzel ve güçlü kadınlar/anneler çıkarır mıydı? Örnek alınacak ve yaşam enerjisini hayranlıkla izlediğin insanlara sahip olmak çok güzel bir duygu...

Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun!

3 yorum:

laleninbahcesi dedi ki...

Hayat insana neler getiriyor, nerelere savuruyor bilinmez. Annelik çok yücedir falan gibi çok beylik sözler söylemem hiç... Önüme geldi çok güzel yaşadım yaşıyorum... Ama çocuk yapmak hayatın amacı değil... Geçen gün Zuz çocuk istediğimden artık emin değilim dedi... çünkü benim kızlarla şimdi de CAN'LA bu duyguyu öyle dolu yaşadı ve yaşıyor ki... Sanırım bu duygusu tatmin oldu... Hyatın size getireceği her şey çok güzel olsun... tam da istediğiniz gibi olsun.

ORDAN BURDAN HAYATTAN dedi ki...

Zerencim anne olmak için doğurmak gerekmediğin ben de inanıyordum. Fakat bazen kendi dogurduğum bile beni öylesine çileden çıkartıp öylesine delirtebiliyor ki o doğurmadan anne olabilmeyi başaran kadınlara işte o zaman saygı duyuyorum ben en çok. Hiç kolay iş değil annelik, tüm kendini anne hissedenlerin anneler günü kutlu olsun

Atom Karinca dedi ki...

Herkesin secimleri ve secme zamani farkli. Ama bazi kadinlarin kendi secimlerinin dogrulugundan emin olmadiklarini dusunuyorum. Baskalarini ikna etmeye calisirken sanki kendilerini de ikna etmeye calisiyorlar.
Hersey gonlunce olsun... Selda