3 Eylül 2012 Pazartesi

İçimden geldiyse vakti gelmiş demektir!

Ne kadar kolay geride bıraktım İstanbul'u, ne kadar kolay vazgeçtim bu şehirden. Tam dört ay evvel bir gece yarısı tek başıma bindiğim o otobüs koltuğunda arkada bırakırken İstanbul'u, aklımdan geçenleri, hüznümü, bu şehirde geçirdiğim koca bir otuz yılı düşününce gözümde biriken birkaç damlayı hatırlıyorum da, çok eski bir geçmişe ait gibi hepsi şu an. Belki de gidersem bir daha geri dönmek istemeyeceğimi içten içe bir yerlerimde biliyor olmanın hüznü, gözyaşı, vedasıydı onlar, kimbilir. Defalarca o kadar gitmek isteyip o kadar gidememiştim ki, bir kere kırmayı becerirsem o zinciri, bir daha takmayacaktım. Şimdi geriye dönüp baktığımda tüm bunların hepsini aslında içten içe biliyordum ben.

"Sadece yaz için gidiyorum, sadece yaz boyu kalacağım" cümleleri korkmamam için önce kendimi, sonra etrafımdakileri kandırmaktı. Ben kandım ama beni tanıyan o 'etraf' kanmadı. Sen gidersen bir daha gelmezsin dedi. Ama 28 Nisan akşamı o otobüste giderken, eğer yaşamak için İstanbul'u temelli terkediyor olduğumu bilseydim, çok zor geçerdi o yolculuk. Otuz yılda şehrin her yerine sıkışmış tüm birikmişler üzerime çullanır, en çok da son iki yılda hayatımdaki değişimlerle geldiğim noktadan duyduğum gururla karışık kırıklığı anımsar, yanardı canım.

Evet, artık bunca zaman sonra gocunmadan itiraf edebiliyorum ki, iki yılda hayatımı getirdiğim noktadan gurur duyuyorum ama temelinde sağlam bir kırıklık yatıyor. Başkaları için sıradan görünebilecek ama bir tek yaşayanın yani benim ne kadar derin olduğunu bildiğim bir kalp kırıklığı... Üzerine hayatımın değiştiği, aslında işte tam da bu yüzden o kalp kırıklığına çok şey borçlu olduğum, şu an olduğum yerden duyduğum mutlulukla defalarca "iyi ki, iyi ki" dediğim ama zamanında canımı ne kadar acıtmış olduğunu da herhalde hiç unutmayacağım bir kırıklık...

Belki hala o kırıklığa ne kadar çok şey borçlu olduğumu bilebilecek noktada bile değilim. Zaman belki bana sandığımdan çok daha fazla getirecek "iyi ki" cümlelerini. Bir nedeni var bunun. Şimdiye kadar pek kimselere söylemediğim, kendim haricinde bir elin parmaklarına bile erişmeyen sayıda insanın bildiği bir neden... Datça'ya gelirken herşeyden ama herşeyden önce, İstanbul haricinde bir yerde yaşamayı denemekten, yeni mutfaklarda çalışmaktan, tüm bunlardan öte bir motivasyon sebebi. Bana "bunu İstanbul'da yapamam, o yüzden gitmem lazım" dedirten ve gitmek fikrini içime düşüren ilk neden...

Her yeni ev, yeni bir çalışma masası...

Bir nevi hamilelik olarak tanımlamıştım bunu ilk zamanlarda. Geldiğim noktada doğurmazsam içimdekini sanki devam edemeyecekmişim gibi bir his... Yazmaktan bahsediyorum. Dolduğum, bir nevi hamile olduğum şeyi yazmaktan...

Daha evvel de benzer bir süreçten geçmiştim yıllar önce. Yine içimdeki bir hikaye içimde kalamamış, dökülmüştü kağıt üzerine. Çok kırık ve çok üzücü bir olayın vesilesi olacağını bilmeden, kendince yazdırmıştı kendini. Herkese söylemiştim o zaman bir şeyler yazıyor olduğumu. İşte o noktada kontrolden çıkmaya başlamıştı. Herkesin bildiği andan itibaren benim için sadece çok yorucu bir sürece dönüşmüştü yazmanın bizzat kendisi. "Ne zaman bitiyor, ne yazıyorsun, bastırıcan mı, kime bastırıcan vs." gibi sorular, bir anda sadece yazıyor olmanın keyfini alıp götürmüş, kendimi kanıtlamam gereken bir konuya dönüştürmüştü benim için yazmayı. O zamanlar hayatımda içinde bulunduğum psikoloji farklı olsaydı eğer, belki tüm bunlarla baş edebilir, daha dik durabilir, beni yoran insanları susturabilirdim. Ama yapamadım. Çünkü ben beni yoran insanları susturmayı, istemediğim şeylere hayır diyebilmeyi de bu iki senede öğrendim.

İşte tüm bunları yaşamış olmaktan ötürü bu sefer çok yakınım bir iki kişi haricinde kimselere söylemedim yine yazmak istediğimi. Bir hikayem olduğunu ve Datça'ya aslında bunun için geliyor olduğumu. Çalışmak, mutfaklardan uzak kalmamak önemliydi ama birincil önceliğim değildi. İnsanların sadece sonuca odaklı, süreci yani yazmanın bizzat kendisinin verdiği hazzı umursamadığı sorularıyla en azından bir süre, elimde kayda değer bir metin oluşana dek uğraşmak istemedim.

Lakin şimdi galiba o noktadayım. Dört aydır hiç durmadan yazdım, yazıyorum. Daha henüz tam neresinde olduğumu bilmiyorum zira hala anlatacaklarım var, dolayısıyla yolum var ama elimde de baktığımda içimde acayip duygular uyandıran epey hallice bir metin. Her geçen adımda şu an hayatımdaki en büyük heyecan haline gelen bir metin.

Uzunca bir süre buraya hiç bir şey yazamadım. Sebebi biraz da budur. Kafamdaki hikaye yazıldıkça o kadar çok zihnimi, beynimi, duygularımı, hayatımı kaplamaya başladı ki, onun haricinde iki satır yazamaz oldum başka bir yere. Niyetim bu zamanlara bitirmiş olmaktı ama planlandığı gibi olmuyor bu işler. Hele yazı hiç. Hiç tahmin etmediği yerlerde tıkanıp günlerce süründürüyor insanı ya da anlatmanın kısa süreceğini düşündüğün bazı bölümler sayfalarca yazdırıyor kendini. Yani daha biraz yolum var.

Neden şimdi paylaştım tüm bunları bilmiyorum. Bildiğim tek şey içimden geldiği... İçimden geldiyse de vakti gelmiş demektir.

Sessiz göründüğüm bunca zamanda aslında belki hayatımın en çok 'ses' çıkardığım dönemini geçiriyorum. Sadece buradan görünmüyor. Merak edenlerden affola:)

19 yorum:

Çileksuyu Sibel dedi ki...

Canim yolun acik Olsun,Hersey diledigin gibi oldu.hikayen basildiginda imzali kopyasini bana gondermeyi unutma olur mu :) xxx

laleninbahcesi dedi ki...

zZerom nasıl özledim o yıldız yıldız gözlerini...
Üç Horon kilisesi yolunda dinlemiştim senden hikayeni ve demiştim ki, birgün iyiki yaşamışım diyeceksin. Belki gelmedi zamanı o sözü söylemenin daha var ama eminim söyleyeceksin hem de bağıra bağıra... Tam da filmekiminde burada olacakmısın diye soracakken sana sanki başka şeyler sezdim.

Çook öptüm seni çook

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Zerocum senden böyle bir haber çıkmasına açıkçası hiç de şaşırmadım üstelik bunca zamandır kendi içinde döndüğünü oralarda kendini bulup,derinliğince keşfettiğini hissediyordum:)
Yürüdüğün yoldan ayrılma, içinden ne geliyorsa onu yap, diyorum sana, biliyorum yapıyorsun da...
haberlerine çok mutlu oldum doğrusu, sabırsızlıkla bundan sonraki haberlerini bekliyor olacağım:)öpüyorum seni:)

Leylak Dalı dedi ki...

Biliyorum çok güzel birşey çıkacak ve ben onu gururla sağa sola göstere göstere okuyacağım: "Baak bu kitabın yazarı benim küçük kardeşim ve ben daha yazılma sürecinde kaleminden ne kadar güzel şeyler döküleceğini biliyordum" diyeceğim. Sabırsızlıkla bekliyorum Zerocum ve bu süreçte yapcağın herşeyi, her kararını gönülden destekliyorum. Datça maceranın uzadığı duygusunu alıyorum, doğru mu? Ve geçen yıl başaramadığımız kitap fuarı macerasını bu yıl yaşamayı umuyorum Antalya'da. Haydi bakalım vira bismillah:))

Özlem Öztürk dedi ki...

Canım nasıl güzel bir haber bu! Kitabını elime alacağım günü sabırsızlıkla bekliyorum. Elbet o gün gelecek ve o güzel satırlarının içini doldurduğu ilk baskıyı keyifle okuyacağım. Cümlelerini okurken güzel sesin eşlik edecek yazdıklarına.
...ve afilli bir imza bekleyeceğim senden:)))
yolun açık olsun, çok özledik buralarda, bilesin!

Orhan Bahtiyar dedi ki...

Yaşanan hiçbirşey boşuna değildir. Bunu defalarca bizzat test etmiş biri olarak gönül rahatlığıyla yazıyorum. Bu hikaye senin için yeni bir başlangıç olacak ve ilk imzayı kapmak için de oldukça fazla insanla yarışacağım gibime geliyor:)

A-H dedi ki...

Canim kac zamandir aklimdaydin nerede bu kiz neden sesi solugu cikmiyor diye ama bir elim varmadi mail atmaya :(
neyse suskunlugun hayra alametmis, sevindim :) eh simdi merakla bekliyor olacagiz sonucu. tariflerinden faydalanip asci arkadasimin tarifleri diye ovunuyordum, simdi de kitabini gosterip ovunuruz artik ;)
optum cok

Nehire dedi ki...

Yüreği gülümseyen deniz kızım,biliyorum ki harika sözcüklerinle dolu bir kitap yazacaksın ve biz onu başucumuza koyacağız.Sevgiler Zeren kızım...

zero dedi ki...

Sibel ne yapsam unutmam ben seni. Hep aklimdasin bunu hic unutma olur mu?:)

Lale Ablacim o gun ne guzel bir gundu. Hala telefonumda resimleri var, donup donup bakiyorum arada. Aslinda hissettigin seyler dogru. Ailecek yerlesiyoruz Datca'ya. Ama once bu kisi da geciricez, sonra tamamen tasinicaz. Yani simdilik plan bu. Ama elbet bir ayagim hep ist'da olacak cunku cok fazla sevdigim var o sehirde. Annnanem var, dostlarim sizler varsiniz. Cok mutluyum burda Lale ablacim, ist'da yasamak burdaki ozgurlugumden sonra bogazimi sikmak gibi artik benim icin. Ama geliyorum ekimde. Ozlem gidericez sukur:)

Leylagim bu sene sana daha yakin olucam evet:) lale ablaya da yazdigim gibi Datca maceram simdilik omurluk uzadi sanki, en azindan plan ve arzu bu, yine de kapimiz hayatin suprizlerine acik tabi:) kesin gelicem bu sene sana. Senin sozlerin ve destegin benim icin cok kiymetli. İyi ki varsin/iz:)

Ozlemcim afilli imzanin en hasi senin olsun, ayip ettin:) cok tesekkur tum guzel sozlerin icin. O gun, yani kitabi elinde tutup okumaya baaladigin/iz gun ben de kalp carpintisindan gitmesem bari:)) ekimde ist'dayim. Gorusucez mutlaka, ben de hepinizi cok ozledim:)

Sevgili Orhan yorumun cok kiymetli. Tesekkur ederim. İstediginiz imza olsun, bol bol var, her sayfayi imzalarim istersen:) Lakin ben daha alamadim imzami, artik Ekim'e afili imza istiyorum ben de:)

Canim A-H hangi tariflermis onlar bakiyim hehe:) afiyet bal seker olsun hem tarifler icin, hem kitap icin:))

Canim Sebnem ablacim, her zaman o kibar sozlerinle mutlu ediyorsun beni. O gun geldiginde benden mutlusu olmayacak eminim:)
Canim Nathalie, senle konusmasak da hissedebilecegimiz bir bagimiz var, bunu seni ilk gordugumden beri biliyorum. Ekimde 15 gunlugune ist'dayim, girusecegiz mutlaka. Yurekten kucakliyorum seni:)

Leylagim

Bir Dut Masalı - nUnU dedi ki...

herşeyin hayırlısı diye başlarız, iyi gelir hepimize bu anlam dolu cümle ve dilek..

Öylede olsun..

imzalar her yerde her millette çoğasın..

sevgiler zerom.

nehircce dedi ki...

Güzel haberler almak ne kadar hoş,derinlerde bir hikayenin olduğunu hep düşünmüştüm başarılar dilerim ..sevgiler.

gülşah dedi ki...

Gitmeler zordur sanırım ki yazınızdan da bunu anladım. Ama yeni başlangıçlar içinde ne iyidir gitmek.
Hayatımın bir döneminde bende çok istemiş ama zorunluluklar sebebi ile yapamamıştım.
Yazınızı okurken bir bayan olarak sizinle gurur duydum( her nekadar tanışmamış olsakda)
Keyifli, bol yazılı günler Zero.

Işın dedi ki...

Çok sevindim. Merakla bekliyorum kitabı. Datça seni İstanbul'dan çaldı demek :) Umarım her şey dilediğin gibi, su gibi ilerler.
Sevgiler,

Bugday Tanesi dedi ki...

Arınmışlığın cümlelerinden okunuyor ve doğurma dönemin canlı canlı ortada.
Her şey gönlünce olsun Zero...

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Merakla, sabırsızlıkla bekliyorum, biliyorum çok güzel şeyler çıkacak kaleminden.
Sevgiler Zero'cum ...

yeliz dedi ki...

heyecandan kalbim deli gibi attı zerenim, canım benim. ne diyeceğimi bilemedim, seni çok özlemişim ama:)

Füsun T. dedi ki...

Güzel haber. İnsan mutluysa ve istediği şeyleri yapabiliyorsa yaşadığı yerde güzelleşir. Merakla bekleyeceğim kitabı.
Kırılmak üretkenliği artıyor. :)

Adsız dedi ki...

Bu gidişinizle başka kaçışların da fitilini ateşlediğinizin farkındasınızdır umarım. Bazen bir bedenin bile sapkın sınırları, kakafoniyi nasıl paramparça edip, ezip geçtiğini okudum az önce... İyi geceler ve bol şanslar ve saygılar... M.

Filiz dedi ki...

Sitenizi iki yıldır beğeniyle izliyorum. Cümleleriniz ve fotoğraflarınız etkileyici. Umarım bir an önce romanınız basılır da bizler de okuruz. Ayrıca aynı üniversitedeniz :) Sevgiler,