21 Şubat 2012 Salı

Ruh Emiciler!!!

Salvador Dali'nin bile hayali aşçı olmakmış. Peh! Geçen gün ben bu bilgiyi paylaşınca bir başka aşçı arkadaşım da Dali'nin şu sözlerini hatırlattı bana:

"Bir deliyle benim aramda tek bir fark var. Deli aklının yerinde olduğunu sanır. Bense deli olduğumu biliyorum."

Zaten kim demiş aşçı olmak akıllı adamın işidir diye.

2011 Filmekimi'nin en muhteşem filmlerinden Tost (Toast)'ta yemek pişirmeye çocukluğundan beri meraklı ve en kötü günlerinde bile mutfakta heyecan ve mutluluk bulan filmin kahramanı, 15-16 yaşlarında ilk kez bir restoran mutfağına girer ve orada şöyle bir cümleyle karşılaşır: Yemek yapmak sezgilerle alakalı bir durumdur, mutfak sınırları içindeyken daima sezgilerini dinlemelisin.

Ben olayı mutfaktan çıkarıp tüm yaşamıma genişletmek istiyorum aslında. Otobüs beklerken de, birinden hoşlanırken de, bir kitapçıda iki kitap arasında kalırken de hep sezgilerimi dinlemek ve onlara güvenerek kararlar almak istiyorum. Ama bu ara sezgiler de bir acayip, o ayrı. Ben bu ara mutfakta en çok ne yaparsam, bünye de onu taklit eder oldu sanırım. Çorba, çorba diye diye bünyemi de, sezgilerimi de çorbaya çevirdim.

Bu aralar mutfaktaki ben:) Dilka Bear sağolsun, beni düşünerek çizmiş:p

Ama artık bir şeyi çok net biliyorum. Zira daha evvel de bahsetmiştim, ruh hali analizi yapmak için mutfaklardan âla mekan zor bulunur. Kendi psikoloğum oldum vesselam. Bıraktım restoran mutfaklarını, kendi mutfağımda en çok, sürekli kendime bir şeyler mi yapmak istiyorum? Biraz bunalım durumları hakim demek. Tepede kara bulutlar, radyoda melankolik hüzünlü şarkılar, biraz kalp ağrıları vs. vs. Ha yok sürekli birileri gelsin gitsin, tencereler fokurdasın, tavalar alev alsın, sofralar kurulsun, yemekten çok yedireyim modundaysam bünyede şenlik var demektir. Eh haliyle ikinci haleti ruhiyeyi daha çok seviyor ve tercih ediyoruz. Lakin bu ara kendisini biraz özlemekteyiz.

İşin ilginci de aslında kötü giden bir şey yokken böyle olmak. Ama diyorum ki sanırım yine her şey benim yüzümden oldu. 2012'ye o kadar hızlı bir giriş yaptım ki, bir anda bir sürü şeyle ilgili çok büyük heyecanlar hissettim, gaza bastım, bulutların üzerine çıktım ve bütün bunların hepsini çok hızlı yaşadım. Şimdiyse nefesim kesildi. Deparı hızlı atmış bir koşucu gibi hissediyorum kendimi. Biri fişimi çekti sanki. Günlerdir elektrik yok!

Yazı, inanılmaz bir heyecanla, müthiş bir keyifle, yepyeni bir projeyle girdi hayatıma bu senenin ilk günlerinde. Günlerce deliler gibi hayal kurdum, yazdım, hayal kurdum, yazdım. İş hayatımda en büyük hedefimle ilgili çok güzel gelişmeler yaşadım, çok heveslendim, heyecanlandım. Kalbimde birine karşı çok uzun zamandır hissetmediğim yoğunlukta bir heyecan beliriverdi, yıllar var hissetmediğim şeyleri hissetmeye başladım. Heyecanın kendisi bile çok güzeldi. Bunların hepsi bir anda oldu ve şu an ben bitik durumdayım. Harry Potter'daki Ruh Emiciler'in gazabına uğradım sanki.

Yine de tüm gücümle içimdeki bu ruh haline yenilmemenin mücadelesi içindeyim. Film izleyip, hareket etmek istemeyen bedenimi sergilere (İstanbullular, Van Gogh sergisini sakın kaçırmayın) sürükleyip kuyunun dibindeki coşkun ruhumu günyüzüne çıkarmaya çalışıyorum. İlk fırsatta kendi evimde ya da bir arkadaş evinde kalabalık bir yemek davetinin mutfak sorumlusu olarak sahne aldığım gün de, 2012'de ilk ve tek kalmasını dilediğim bunalım günlerini de geride bırakmış olacağım iyişallah. Umutla ve özlemle beklemekteyiz!

13 yorum:

Bugday Tanesi dedi ki...

Tüm bu itki ruh halinin sebebi o güzel şeylerse hiç dert etme, özlenen çabuk gelecektir :)

yeliz dedi ki...

hayırlısı be zerenim herşeyin hayırlısı... olumlu düşünmek ve sezgilere güvenmek... bu ara en çok ihtiyacım olan şeyler bunlar benim de...

A-H dedi ki...

Her turlu deliye bayilirim, Dali de candir :)
Gel bize atalim o havayi uzerinden beraberce diyecegim ama ;) Hem oyle mutfak sorumlusu olarak falan da degil tatmak icin herseyi :)
bu arada cizime bayildim, cizerin ellerine saglik super olmus :)

laleninbahcesi dedi ki...

Zero ben bunları canlı dinlemek istiyorum. Karşımda saçların lüle lüle sallansın istiyorum.

Ben bu karmaşıklığın sonunda çok güzel bir şey çıkacağından o kadar eminim ki.

Çook öpüyorum seni

yeraz dedi ki...

Serginin Gala ile Akşam Yemeği bölümünü gezerken aklıma direk sen gelmiştin zaten:)

okuryazar naneşekeri dedi ki...

her zaman yazılarını çok beğenerek okuyorum.yorum bölümünde beni sık görmesen de sıkı bir izleyicinim bilesin :)

ruh halin birebir şu anda benimle aynı :) yerime güzel güzel yazıvermisin , ellerine sağlık.

resim de süper olmuş. Dilka Bear'ın linkine de baktım hepsi nefisss :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Zerocum,
Ruh durumunu bu kadar iyi tanımladığına göre, artık geçmek üzeredir. Geçsin! :)

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Sen şimdi bu karmaşıklığın ardından bir volkan gibi patlarsın ve bizi de şaşırtırsın Zerocum:)))
Güzel şeyler kapıda bence...ve ben de Lale abla gibi canlı yayın istiyorum, belki haftaya bir program gerçekleştiririz...

Çizim de harika olmuş, yapana tebrik!

gözde dedi ki...

Ah Zero,vah Zero:) canım benim sana güzel enerjilerimi gönderiyorum. İnsan arada böyle oluyor.Ama ardından güzel günler, heyecanlar geleceğine eminim. Hep gelmiştir merak etme:) Herşeyin hayırlısı olsun.Bugünleri yaşamanın da bir sebebi vardır mutlaka.Resim süper, tam seni anlatıyor:) Sevgilerimle Gözde

elif dedi ki...

Ah ben de hep bu ruh emiciler yüzünden kendimi şöööle bırakıp hayallere dalamıyorum..
Umarım çabuk geçer..

Özlem Öztürk dedi ki...

Hey Zeren, ne oluyor oralarda? Kim üzdü seni, göster onu bana:)))) Çok özledim.
Sana burdan pek pozitif düşünceler yolladım, bilesin!

Işın dedi ki...

Bazen çok istediğimiz, kendimiz için en iyisi olduğunu zannettiğimiz şeyler öyle olmayabiliyor Zerenciğim. Hayat hep öğretiyor ama epey de zorluyor bunu yaparken. Güzel günler gelecek yakında, tüm kalbimle inanıyorum.

Nehire dedi ki...

Soğanı soyarken ki akan gözyaşı damlalarının ruh haline uygun olarak yüreğini acıttığını asla düşünme.İnanıyorum ki sen acı bir soğandan bile, harika gülümsemeler yaratacak,yüreği güzel,iyi bir can kızımızsın.Sevgiyle kal...