2 Şubat 2012 Perşembe

Ey sen, pek sevgili 2 Şubat!

Bazı günler eve girer girmez çay suyu koymaya koşasım geliyor. Çantayı, torbaları kapıya atıp paltomu bile çıkarmadan. Acil ısınma planı şartnamesinin birinci maddesi kâbilinden. Malum bu günler, o günlerden. Dondurucu soğukta açıkta kalan tek yerim burnum olmasına rağmen oradan başlayan bir donma aktivitesi tüm bünyeyi sarmaya başlıyor. Hayır diyorum, neden vücudumun sarınmış olan yüzde doksan sekizi ufacık bir alanı hakimiyeti altına alamıyor da, burnumun ucu tüm vücuduma hükmediyor?

Lakin şikayet değil bu yazdıklarım. Bana sorsalar kışın en çok neyini seversin diye, üşüyüp üşüyüp ısınmak için sıcak bir yerlere sığınma telaşını derim. Dışarıda soğuktan üşüyen hayvancıkları ve evsizleri düşünmesem daha da çok yağsın diye kar duasına çıkacağım.


Kar şehrimde hükmünü sürmeye başladığından beri en çok istediğim şeylerden biri çok sevdiğim Kadıköy Çarşısı'nın karlı halinin tadını çıkarabilmekti. Gün bugünmüş. Sebzeler, yeşilikler daha bir taze, balıklar tüm süklüm püklüm yatışlarına rağmen daha bir canlı, fırınlar daha bir mis kokulu, mezeciler daha bir iştah açıcı, kahvecimdeki kahve kokuları daha bir tütsülüydü bugün sanki. Anladım dedim, kar hepimize pek yaramış.

Çayı, kahveyi ne kadar çok severim, malum. Aslan sütünün, kan kırmızısı bir şarabın hayatımın keyif paydalarında ne kadar özel yerleri olduğu da. Ama her zaman o çay bardağının, kahve fincanının, rakı ya da şarap kadehinin öbür ucunda kimin oturduğunun önemi çok büyüktür. Masanın öbür ucu... Her zaman çok önemlidir.

Bir anda sohbet ederken "Bazen koşar adım kendimle buluşmaya gidiyorum" diye bir cümle kurduğunda o 'masanın öbür ucundaki', hah diyorum içimden, sana, hep kendini anlatan arkadaşlar çekiyorsun etrafına Zero, ne güzel. Keyifleniyorum, gülüyorum. "Bak Nathalie, yazarım ama bu cümleni ben, hiç kaçırmam" diyorum. "Yaz" diyor o da bir kahkaha atarak, "hatta arada 'kendimi çok özledim' de derim, bunu da yaz."

Romanlardı 2 Şubat, çaydı, kahveydi, keyifli bir masada lezzetli bir yemekti, filmlerdi, çocukluğumdan gelen bir şemsiye çikolata ve Mabel sakızdı, ortak paydalarda buluşulan hayatlarımızdı, hasretlerdi, özlemlerin paylaşımıydı, kısacası kocaman dopdolu bir sohbetti 2 Şubat. Bugün...

Ve yine en az bu kadar güzel olan bir başka şey 33 yıldır her 2 Şubat. Hayatlarına, Çiğdem ve İbrahim olarak ayrı ayrı bir birey olmanın haricinde 'bir' olmanın, 'bütün' olmanın özelliğini katarak devam eden iki insanın, annem ve babamın 33 yıllık evlilik serüvenlerinin de yıldönümü bugün, 2 Şubat.


2008 yılında iki çok sevdiğim canım arkadaşım, Burcum ve Ferdim, 2 Şubat'ı düğün tarihleri olarak seçtiğinde babam "güzeldir 2 Şubat'ta evlenmek, bak bunca yıla ve zora rağmen biz hâlâ birlikteyiz, bu uğur size de bulaşsın" demişti onları kutlarken. Ve evet, bugün annem ve babam haricinde kutlayacak bir çiftimin daha olması pek hoş:)

Tüm zorluklara, sıkıntılara, bedellere rağmen iyi ki varsınız canlarım. Siz, 'siz' olmasaydınız ben de olmazdım ki:) Kabul, biraz bencil olabilirim:)

16 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Biraz kıskandım galiba, o masanın bir kenarında da ben olsaydım keşke:) Ayrıca annen ve baban gibi bizim de arkamızda 33 yıl var, böyleyken seninle arkadaş olmamız ne hoş değil mi Zero? Seviyorum seni minik kuşum:))

zero dedi ki...

Benim güzel Leylağım, hayatın bana verdiği en güzel armağanlardan biri sensin, bunu tüm samimiyetimle söylüyorum. Bunun için, Çido'yla İbo'ya bir kere daha teşekkür, iyi ki gelmişim dünyaya ki seni tanımışım:) Sana bir şey yazdım, buradaki kar muhaletinden dolayı eline ulaşamadı tabi, ben biraz mahsur kaldım çünkü. Senin varlığına dair bir teşekkür beyanıydı, daha fazla birşey yazmayacağım okursun ama ben de seni seviyorum tatlı kadın, bilesin:)

Epicurious dedi ki...

Daha dün keşfettim bir dilim sohbeti... Henüz hepsine göz atamadım ama gerçekten çok sıcak, cici bir üslupla yazılmış bir sürü yazı.:)
İnce, vurucu cümlelerle yazıya ortak olan Nathalie'yi de çok sevdim.

euphrates dedi ki...

2 Subat hemen not edildi, tecrubeyle sabit bir tarihin sansina inanmali bence. ;) Cayin, nesen, kalemin bol olsun!

Özlem Öztürk dedi ki...

Kadıköy bayram etti sayenizde bugün desenize:))) Afiyet şeker olsun güzeller:) Annenle babanı buradan tebrik ediyor ve izninle kendime de koca koca 33 yıllar diliyorum. Leylak Dalım, size de nazar değmesin. Çok öpüyorum hepinizi:)

A-H dedi ki...

kisin evlenenler hep garip gelmistir bana, hani dugunler hep yazin olur ya :)) ama baksana sogukta birbirlerine daha SIKI sariliyor, bir omur boyu birakmiyor insanlar demek ki ;)
nice mutlu yillari olsun anneciginle babaciginin :)

lale dedi ki...

Can Zero...Annene ve Babana daha çook birlikte geçecek keyifli yıllar diliyorum,yeni evlilere de onların izinden gitmelerini ...
Dün Naziş'in teklifini kabul etseymişim demek ki rastlayacakmışız birbirimize ne güzel olurdu. Ama tatil bitince hemen hemen yap programı... Hatta Galata Kulesi bile olabilir.

Bugday Tanesi dedi ki...

İçten bir teşekkürün yeri bambaşka,eminim bu yazının teşekkür sahipleri çok duygulanmışlardır...

yeliz dedi ki...

kokusu geldi kahvenin. ne güzel anlatıyorsun be zeren. anne ve babanı tebrik ederim

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Zerocuğum,
Ne güzel duygular bunlar ve ne güzel bunları yaşamak. :))
Darısı başına! ;)

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Zerenim, benim için de çok kıymetli bir gündü seninle geçirdiğim bu karlı kış günü...
Şahane bir programla hoş bir Kadıköy günü yaşattın bana ama hepsinden değerlisi muhabbetimizdi.
Senin gibi özel bir insanı tanımış olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Bir de kışın en çok neyini seversine verdiğin cevaba aynen katılıyorum, o üşüdükten sonraki ısınma hali ne haz vericidir:))Kış sevmeyenler bize sinir oluyor haberin olsun:)))

Başka bir istanbul'un kış hali bitmeden farklı mekanların büyüsüne kapılarak dolaşabilmek dileğiyle...Galata kulesi civarı da iyi fikir;))
Kendimizi özleyecek yoğun ve tatlı günlerimiz olsun;)))

Bu arada bu güzel günün özel bir anlamı da varmış...Annenle babana daha nice güzel yıllar diler ve onlarla aynı evlilik gününü paylaşan arkadaşlarına da...

zero dedi ki...

Sevgili Epicurious, teşekkürler güzel sözlerin için. valla dört yıl olmuş buralarda yazıyorum, bazen ben bile şaşıyorum:)

Canım Euphrates, vallahi tecrübeyle sabit 2 şubat, benim yıllardır ajandamı yıldızlarla süslüyor da henüz tık yok bakalım:))

Özlemcim valla pek güzeldi dün Kadıköy. bizimkilere iletiyorum tüm bu güzel tebrikleri:) sana da bol 3'lü 4'lü 5'li yıllar dilerim tatlım:)

Sevgili A-H, valla bana sorarsan ben yazcılardanım ya da bahar diyelim ama daha sıkı sarılma olayı da çok doğru hani:)

Canım Lale Ablam, dün zaten konuştuk Nathalie ile, tatil bitsin sen, Zeynep, özlem falan hep birlikte ayarlayalım bir gün diye. iki hafta içinde yapıyoruz o zaman:)

Canım Buğday Tanesi, biraz öyle oldu galiba:)

Yelizcim çok teşekkür, öpücükler:)

Sevgili Ekmekçikız, güzel duygular bunlar çok doğru, çok teşekkür tüm güzel cümleler için:)

zero dedi ki...

Canım Nathalie, seviyorum seni:)

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

Zerencim, Kadıköy'ün tadı damağınızda kalmış anlaşılan. Gri ve ıslam bir havad, kadıköy çarşısının renkleri o güzel ışıklarıyla daha bir can alıcı oluyor.
Nurşen hn'ın dediği gibi, masanın diğer ucunda bende olmak isterdim.
Benimde 5 şubat evlilik dönümüm.. yakın sayılır tarihler ve kışın evlenmeninde ayrı bir keyfi oluyor. Üşüdükten sonra sıcacık kollarda teselli aramak :)

la luna bir yer dedi ki...

" Bazı günler eve girer girmez çay suyu koymaya koşasım geliyor. "

Bugün duyduğum en güzel cümle diyebilirim :) Yaşama sevinci, kendine ait olma, sıcacık telaşlar... çok güzel.

Melange dedi ki...

severim ben de kisi, üsüyüp eve gelmenin, ve ayni dedigin gibi bir cay koymanin keyfi ne hostur..
Güzel bir günmüs 2 Subat..
Anne ve babacigina nice nice birlikte gececek mutlu seneler diliyorum, ne degerli sey 33 yili birlikte katetmis olmak..
Sevgili Leylak Dali'm size de ayni güzel dilekleri yolluyorum.
sevgiler