29 Temmuz 2011 Cuma

Narlı hatıralar, nardan hatıralar...

Evin hem daimi hem geçici sakinleri şirin anne ile şirin babanın kısa İstanbul seyahatlerini tamamlamalarıyla yeniden yalnız kaldığımız malikanemizde salonun bir köşesine kurulup, uzuuun zamandır başucumdan bana göz kırpan Hikayeden Çocuk'u elime almanın zamanı gelmişti.


Kucağında nar tutan bir çocuk, etrafı narlarla kaplı bir kitap kapağının üzerinde yerini almış bana bakıyor. Evet, önce kapağına aşık oldum ben bu kitabın. Ve bir de ismine elbet... Hikayeden Çocuk...

Onur Caymaz'ın yazıyla tutkulu, tutsaklı, sevdalı ilişkisini anlattığı 15 yıllık yazarlık serüvenin hikayesi Hikayeden Çocuk... Kelime kelime, satır satır yazarak büyüttüğü bir çocuğun varoluş hikayesi...

Daha ilk sayfalarından satırlarını bıraktı bende Caymaz. Haksızlık bu dedim, daha ilk sayfalardan yapılmaz bu! Ben bu geceyi okumaya ayırmıştım, ama okuduklarımla içimdeki yazı canavarını harekete geçirdin, şimdi olmadı bu dedim.

Bazı satırlar bünyeye girince an itibarıyla derin yerler ediniyorlar kendilerine. Ama o yeri edinirlerken bir sancı oluşuyor girdikleri bünyede. Durmadan, düşünmeden edemiyor insan. Satırların harekete geçirdiği kendindeki izleri takip etmeden, maziye doğru yolculuğa çıkmadan edemiyor.

Edirne'de bir kış ikindisinde kaldığı otel odasında mavi ciltli defterine "hatıra" ile "anı" arasındaki farkı yazmaya çalıştığı satırları okuyorum. "Anı kolay, zorlu olandır hatıra" diyor Caymaz. Hatıralar, narla kaplı bir kitap, Dostoyevski'nin "insanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır" sözleri, tek başlarına bir anahtar olup mazimdeki koca bir narın kabuğuna vuruyor ve içindeki binlerce nar tanesini 'hatıra' taneleri olarak seriyor önüme. Narlı hatıralar, nardan hatıralar...

Güzel insanlar damgasını vurdu hayatımın son 7-8 yılına. Kimisi zamanını doldurdu geldi geçti, kimisi daimi yerler edindi, geldi kaldı. Ama geçenlerle de, hala kalanlarla da nice güzel hatıralar birikti; hatıralar temelli alışkanlıklar oluştu.

Narın, Ermeni kültüründe ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu öğrendim ben onlardan. Rengime renk katan bilgilerden biri oldu. Evlenirken gelinlere nar kaldırmaları, içinden kaç nar tanesi dökülürse gelinin, bir bereket simgesi gibi o kadar çocuğu olacağına inanmaları, her yeni yıla girişte gece 12'yi geçer geçmez evlerinin kapısı önünde nar patlatmaları ve ne kadar çok nar tanesinin etrafa yayılmasına bakarak o yılın ona göre bereketli geçeceğine olan inanışları... Kendi nar patlattığımız yılbaşı gecelerini hatırlıyor ve gülümsüyorum. Bu hatıralar temelli alışkanlıklarımla bundan sonraki yılbaşlarımda patlatacağım narları düşünüyor ve buna da gülümsüyorum. Türklerin aşure, Ermenilerin anuşabur dedikleri o bence dünyanın en zengin tatlısını, bundan sonra dünyanın neresinde, ne zaman ve ne olarak yapıyor olursam olayım, üzerine her birkaç nar tanesi serpişimde bu hatıralarımın canlanacağını biliyor ve hepsini kendi zenginliğim olarak taşıyorum.

Daha ilk sayfalardan çok fazla hatıra döktü benden Hikayeden Çocuk. Gecenin rengini okumaktan yazmaya çevirdi. Onur Caymaz'a, onunla tanışmama vesile olan güzel kadına bir kere de bu sayfalardan kocaman sevgiler gönderiyorum. İkinizin de yaşamından yazmak, paylaşmak, yaratmak ve okumak eksik olmasın!

8 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Bir kez de buradan sağol Zerom. Senin gibi yazıyla içli dışlı birine bir yazarı tanıtıp sevdirebildiysem ne mutlu bana. Sen ikinizin demişsin ama ben seni de eklemek istiyorum, üçümüzün ve hatta yazmayı okumayı seven herkesin hayatından yazmak, paylaşmak, yaratmak ve okumak eksik olmasın. Sevgiyle..

Ece dedi ki...

şu kareye özenmemek mümkün değil. kitap, kek, mum ve kahve. daha güzeli ne bilemedim:)

narla ilgili birçok bilgiyi daha önce senden öğrenmiştim, annem çok sever narı. hatta bana "ileride bir gün kızın olursa adını nar koy" dediğini hatırladım yazını okurken...

güzel yazıya ilham veren periye, leylak dalına da sevgiler olsun.

laleninbahcesi dedi ki...

beni de Leylak Bacı tanıştırmıştı Onur Caymaz ile...Bir gece yarısı Nokta adlı bir hikayesini okutmuştu...
Bak o kadar Ermenilerle iç içe yaşadım bu nar kırma adetinin nonlardan geldiğinği bilmiyordum...
Okunacak kitaplar listeme ekledim.
Sevgimle

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Sevgili Zero yine keyifle okudum seni:)
Nar hikayelerin doğru,ben de nar'ı hem meyva olarak hem de obje olarak çok severim.
Hatta şu anda boynumda Ermenistan'dan hediye gelen bir nar uçlu kolye var , bir de kendi aldığım nar pleksi bilekliğim var.Ayrıca evimde de birkaç tane minik nar obje var.
Kitabı inceleyeceğim,ilgimi çekti.
Bu duygulu,bilgilendirici yazı için teşekkür ederim,belki bir gün, bir yerde seninle Anuşabur yeriz;)

Vladimir dedi ki...

Kitabı Leylak dalı'nda görür görmez gidip aldım. Eve gelince şöyle bi rgöz gezdireyim diye elime almamla koltuğa yapışıp kalmam ve bir oturuşta bitirmem bir oldu. Çok başarılı bir öykücü... "An"larını bizlerle paylaşma şeklini, şiirle yoğrulmuşluğunu da ayrı bir sevdim.

dersaadet dedi ki...

Ne leziz bir dilin var. Seni okumayı seviyorum:))

Not: Nar resmini görünce Hrant Dink geldi aklıma...

mehtap kuzucu dedi ki...

merhaba zerrin,sayende bu güzel kitaptan haberim oldu..maalesef son birkaç ay kitap okuyamadım.Onur Caymazın hikayeden çocuğunu ilk okuyacaklarım listeme aldım bile..nar harika meyve ,çok sevdiğim ve özellikle de evde nar olduğu zaman ,aşure yapma isteğimi tetikleyen bir meyve:)
sevgili zerrin ben senden çok yakın gelecekte çok zevkle okuyacağımız hikaye kitaplarının geleceğine inanıyorum ve bu yazma işini ciddi şekilde düşünmeni bekliyorum...ben ve benim gibi blogunu büyük keyifle takip edenlerinde hemfikir olduğunu düşünüyorum..mutfak olayında çok başarılı olduğun gibi ilerde çok iyi bir yazar olcağınıda görür gibiyim...sevgilerimle

zero dedi ki...

Leylak Dalım kitaplar bu hayatta nefes alma kaynağı gibi, hiç eksik olmasınlar hayatımızdan:)

Ecem senin de yanına adı Nar olan minik bir Ece de ne yakışır biliyor musun?:) hehehe şimdi amaaaaaaan Zeren dediğini duyar gibiyim:))

Canım Lalem, Nokta'yı ben de aynı şekilde bir gece vakti okudum. Nar meyve olmanın haricinde hayatıma Ermeni dostlarımla girdi, bundan sonra da hep öyle girdiği gibi kalacak, biliyorum:)

Natali hadi gel anlaşalım, anuşabur'u sen yapacaksın, ama narları benden olacak:) Yeni yılın kapımıza gelmek üzere olduğu soğuk bir aralık akşamında yılbaşı için yapılmış anuşaburlardan yemek istiyorum ona göre :))))

Vladimir kesinlikle Onur Caymaz çok başarılı bir kalem. Diğer kitaplarını da şiddetle tavsiye ederim.

Dersaadet, o kadar haklısın ki, benim hiç aklımdan çıkmıyor dersem inanır mısın?

Sevgili Mehtap o kadar güzel şeyler yazmışsın ki çok teşekkür ederim:) evet yazı hep hayatımda var ve hep de olmasını istiyorum. benim de dileğim bir sonraki adıma geçerek yazdıklarımı kitap olarak paylaşabilmek. bir gün bunun olmasını ben de çok istiyorum:) tekrar teşekkür ederim tüm cesaret veren sözlerin için:)