6 Mayıs 2008 Salı

Limon Ağacı

Hiç limon kokan bir bahar havasına uyandınız mı? Endâmı yerinde pek çok çiçeği bile kıskandıracak kadar güzel bir kokusu vardır limon çiçeğinin. Hele hele o narin beyaz çiçeklerin meyveye dönüşmesini izlemek, içinizdeki tüm inanışları kabartır, doğaya ibadet edersiniz adeta.

Artık benim de bir limon ağacım var:) Hediye vermenin de bir inceliği olduğunu bilen, sırf almış olmak için değil gerçekten o insana özel bir şeyler hediye edebilmenin derdinde olan dostlar tarafından armağan edilmiş bir limon ağacı...

Yıllar önce Burhaniye/Ören'ki bahçemize kendi ellerimle diktiğim bir limon ağacım vardı. Tam odamın pencerisinin altına doğru diktiğim minicik bir ağaç... Her sabah pencereyi açıp da limon çiçeklerinin o eşsiz kokusunu içime çekmek tarifsiz bir mutluluktu. Ama beni sürekli hayalkırıklığına uğratmaktan vazgeçmeyen bir sevgililik ilişkisi gibi idi aramızdaki ilişki. Güzel güzel çiçeklerini açar, o çiçekler zamanla yemyeşil meyvelere dönüşür, büyür ve ben sabırsızlıkla sarıya dönüşüp olmalarını beklerken bir sabah bir bakarım, bir şey olmasın diye gözüm gibi baktığım meyveler daha olmadan dalından düşüvermiş. Her şey bir anda sil baştan olur, yeni çiçekler ve yeni meyvelere bel bağlanır ama hep aynı son, hep aynı son... Uzun yıllar bu bedbâh ilişkiyi kıramadık karşılıklı olarak.

Derken gitgide mesafeler girdi araya. Ben büyüdükçe iş, güç derken pek sık gidemez oldum oralara. Şehrin dertleri, uğraşları derken oralarda, uzaklarda kaldı limon ağacı. Unutuldu diyemeyeceğim, çünkü annemler oraya gider gitmez telefonda ilk sorduğum ağacım olurdu. Nasıl görünüyor; yaprakları iyi mi; büyümüş mü; çiçekleri, meyvesi var mı? Ama benleyken olduğu gibi bensizken de farklı bir gelecek çizmemişti ağacım kendine. Ta ki bu seneye kadar... Önce komşulardan gelmişti kötü haber. "Limon bu sene pek iyi değil, kurumuş gitmiş, ufacık bir şey kalmış". Bol bol tembihledim annemleri giderlerken "aman iyi bakın ona, kış soğuk geçtiği için üşümüştür belki, ama iyi bakarsanız toparlanır yine" diye. Meğer tüm çabalar nafile imiş. Göz görmeyince gönül katlanıyor ama yine de üzülüyor insan.

Bu haberi alışımın üzerinden çok geçmemişti ki, geçtiğimiz haftasonu çok uzun zamandır görmediğim dostlar geleceklerdi benim küçük sırça köşke. Kapıyı açtığımda bir de ne göreyim, ellerinde dallarından turuncu turuncu meyveler sarkan koca bir ağaç... Nasıl mutlu oldum, nasıl mutlu oldum anlatamam!

Gerçi bakmayın kocaman dediğime, henüz daha çok küçük kendileri. O yüzden öyle kocaman kocaman meyveler veremez daha. Ama ne gâm, birlikte büyürüz, öyle değil mi?:) Ve bana öyle geliyor ki, sanki bu sefer daha iyi anlaşacağız. Daha şimdiden filizlenen dalları ile bana göz kırpar gibi, yerimi de seni de sevdim dercesine... Ben de seni sevdim limon ağacı; ben seni hep sevdim...

16 yorum:

YASEMİN ASLIHAN BABALIK dedi ki...

nasıl güzel nasıl güzel yazıyorsun sen ya,akıyorsun içime içime.ben de hep istemişimdir bu limon ağacını alıp evimde bakmayı,hayata geçiremedim henüz ama bu yazı tekrar yüreklendirdi beni.nasıl bir yer arar acaba kendileri,sıcak sever mi,su ister mi bol hiç bilmem.büyükçe bir balkonum var kendimce maydanoz nane yetiştiriyorum,bir limonum eksik güzellik katacak oraya.
sevgiler

zero dedi ki...

Sevgili Yasemin çok çok mutlu oldum yazılarımın senden böyle bir etki yapmasına, ne mutlu bana:)

Eskiden de çok araştırmıştım limon ağacının bakımı için gerekenleri, şimdi de evde limon yetiştirmenin gereklerini araştırıyorum günlerdir. Öncelikle çok zor bir şey olmadığını söylemek isterim. O yüzden bence evini böyle bir güzellikle renklendirmekten çekinme:)

Bol ışık istiyor limon ağacı. Yazın sıcaklar iyice başladıktan sonra balkonunda ışık alan bir yere çıkarabilirsin. Ama soğuklar başladığında muhakkak içeri alınmalı; don ve ani ısı değişiklikleri limonu öldürüyor ne yazık ki. (Benim Ören'deki limonum da bundan öldü muhtemelen). İçeriye aldığında da yine ışık alan ve evin güney tarafında bir yerde olmalı. Özellikle yazın bol su istiyor, kışın daha az. Çiçeklenme zamanı organik gübrelerle beslenmesini öneriyorlar.

Umarım yardımcı olabilmiştir bu bilgiler. Ben de bunlar ışığında limonumu büyütmeye çalışacağım:)

Sevgiler

Tijen dedi ki...

Ören'deki bahçe duruyor mu Zerrin? (Pazar bilgisi için teşekkürler. Ben de görmek isterdim!)

zero dedi ki...

Evet duruyor, limonumuz artık olmasa da, bir dolu başka ağacımız da vardır o bahçede. Kayısı, erik, kiraz, portakal, mandalina, şeftali, ayva:) Ama doğrusu bahçenin efendisi kayısı ağacıdır. İnanılmazdır o lezzet ve tüm çevre komşuları besleyecek kadar da çoktur meyvesi. Hatta İstanbul'a bana bile yetişir, gelir koli koli, doyarım kayısıya:)Annemden aldım haberleri, bu sene yine inanılmaz güzel çiçek açmış. Hep birlikte bekliyoruz bakalım meyvesini bizlerle paylaşacağı günleri:)

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

Bir Akdeniz çocuğu olan ben bahçeli bir evde yaşıyorum. Bahçede portakal, limon ve mandalina var. O sözünü ettiğin mis mis kokan bahar havasını çok iyi bilirim. İnsana yaşadığını hissettirir o limon portakal çiçekleri. Küçük ağacın çok sevimli görünüyor. Eminim hiç kurumayacak. Çünkü onların en çok istediği şey onlarla konuşuyor olman ve onları sevmendir. Seveceğin çok seveceğin şimdiden belli. Yoksa böyle sevgi dolu güzel bir yazı yazar mıydın?

Vişne Ağacı dedi ki...

Aydan atlayan kedi gibi ben de akdeniz çocuğuyum, limon çiçeklerinin kokusuna bayılırım, limon kokusuna da..
Keşke bana da limon ağacı hediye edecek birisi olsaydı..

YASEMİN ASLIHAN BABALIK dedi ki...

nasıl heveslendim anlatamam şimdi,evimin salonu güneye bakıyor ve balkonumda yazları sera gibi adeta.hemen almam gerek dye googlea baktim şimdi nerden bulurum diye.eminönünde varmış çiçek pazarında sanırım.senin arkadaşlar nerden almış acaba?

zero dedi ki...

Aydan Atlayan Kedi- Bahçeli ev deyince akan sular durur:) Bahçenizdeki tüm portakal, mandalina ve limon ağaçlarına benden selam:)

Vişne Ağacı- Akdeniz insanları olarak sizlere bütün portakal ve limon ağaçları armağan edilmiş bence:)

Yasemin- Hemen arayıp sordum arkadaşlarımı. Göztepe tarafında bir mahalle çiçekçisinden almış onlar. Ama yanında bir de ufak bir bakım kitapçığı çıktı ve onun üzerinde Bauhouse Çiçek Bahçesi yazıyor. Yani Bauhouse'da da olabilir belki bu ağaçlardan. En kısa zamanda limonuna kavuşman dileği ile:)

Batuhan Doğu Alkaya dedi ki...

Limon Ağacı deyince aklıma başarı öyküsü olucak bir olay geliyor ..

Eskidendi..10 yıllar önce belki..Bir adam elinde kalan ne varsa akdeniz'de bir şehirde limon ağaçlarına yatırmıştı..Artık elinde hiçbirşey kalmamıştı büyüyecek tohumlardan ve beklediği meyvelerden başka ..Sonra çocuğu gibi baktığı o ağaçlar büyüdü ve adam o meyveleri toplayıp satmak yerine değişik bir şey yaptı .. Ne buzdu , ne dondruma .. Limon tadındaydı ve soğuktu .. Dondurma diyesi geliyordu insanın .. Bisikletle site site ev ev dolaşıp sattı .. Birde baktık ki bisiklet yerini küçük bir motora bıraktı . birkaç siteden ilçelere dağıttı sonra ..motor yerini küçük bi minibüse , limonlu icad ta tüm şehire .. Şimdi şubeleri var .. Kuryeleri var ..

Böyle bir oluşumu 0 dan başlayıp takip ediyor olmak çok ilginçti .
Küçük çaplı bir başarı öyküsü :) kısa ve öz :)

zero dedi ki...

Küçük bir başarı öyküsü demek biraz haksızlık olacak gibi geldi bana. Ben lezzetli bir başarı öyküsü demekten yanayım:) Elde kalan son paralarla alınan o limon ağaçlarına çok şey borçluyuz sanırım:)

Zeynep dedi ki...

Zerrin merhaba. Eğer hediye gelen bitki aşağıda resmini koyduğun bitki ise o limon ağacı değil kumkuat. Bende de var bir tane. 2 yıl kadar önce Bauhaus'ta ölmek üzere olduğu için büyük bir indirimle almıştım. Bizim evi ve terası sevdi. Ertesi yıl bol bol meyve verdi. Hatta meyvelerinden reçel bile yaptım. Kumkuat da turunçgillerden zeytin büyüklüğünde meyvesi olan bir bitki. Daha çok tatlı, reçel yapımında kullanılıyormuş meyveleri. Geçen sene 2. bebeğimi beklerken tüm çiçeklerime olduğu gibi ona da ilgi gösteremedim ve bütün yapraklarını döktü. Ölecek sanmıştım ama bu bahar yeniden canlandırmayı başardım. Tekrar yaprak vermeye başladı. Bol meyve verdiği sene bir resmini çekmiştim. Görmek istersen linki bu: http://mutfakmaceralarim.blogspot.com/2007/12/kumkuat-ya-da-kamkat.html
Dostların çok iyi düşünmüşler. Kumkuatın çiçek açıp meyve verdikçe evin şenlenecek :)

nilay dedi ki...

Benimle yaşıt (38) bir limon ağacını yaşatmaya çabalıyorum bende. Meyve alamasamda kendisinden yapraklarının kokusu yetiyor. Bakalım ne kadar daha dayanabilecek.

YILMAZ dedi ki...

BENDE BİR LİMON AĞACI AŞIĞIYIM. TIPKI SİZİNDE YAZINIZDA OLDUĞU GİBİ LİMON AĞAÇLARINI ALIYORUM ONA GÖZÜM GİBİ BAKIYORUM ÇİÇEKLENİYOR. ÇOK KÜÇÜK BİR LİMON HALİNE GELDİĞİNDE BÜYÜYEMEDEN MAALESEF DÜŞÜK YOK OLUYOR. YAKLAŞIK ŞU AN A KADAR 5 TANE LİMON AĞACI ALDIM FAKAT HİÇ BİRİNDEN ŞU ANA KADAR BİR TANE BİLE LİMON ALMA ŞANSIM OLMADI. VE ANLADIM Kİ MUTLAKA VE MUTLAKA LİMON AĞACI VE YAPRAKLARI GÜNEŞLE BULUŞMASI GEREKİYOR GÜNEŞ YOKSA LİMON DA OLMUYOR.

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

sevgili Zero, bu yazını yazdığında biz henüz tanışmamışız Ama en güzel yaz tatillerimden birini geçirdiğim Ören2i görünce atlayamadım bu yazıyı. O ulu çınarları, ağustos böceklerini,yazlık sinema haline getirilen Amfitheatre da ki izlediğimiz filmleri unutmak mümkünmü?. Selamlar sevgiler sana ve tüm Ören'e ve de limon ağaçlarına

Oya dedi ki...

merhaba ben oya,
bi süredir limon ağacı almak istiyodum. anneannem 2 gün önce istediğim limon ağacını aldı çok mutlu oldum. internetten limon ağacı nasıl bakılır neler yapılmalıdır diye araştırırken sizin yazınızla karşılaştım, çok hoş bi sohbeti okudum ve limon ağacımı daha çok sevdim.

Nüket dedi ki...

merhaba ben Nüket, yazılanlar okadar güzelki duygulandım.Benimde bir tane limon,birtanede mandalinam var.Bodrumda yazlık evin bahçesinde,bahar sabahları harika mis kokuları insana mutluluk veriyor.Benimkiler güzel meyve veriyor ama bakımları konusunda yetrsizim...Herkese mutlu yıllar...