23 Nisan 2008 Çarşamba

Pal Sokağı Çocukları ile Yeniden...

10 yaşındaki ufacık bir kızın, hayatında yaşadığı belki de ilk büyük üzüntünün birinci elden tanıklığını yapan ve ona bu üzüntüyü atlatması için elini uzatan sıcacık bir dost idi Pal Sokağı Çocukları. Doğduğum ve 10 yıllık bir dolu çocukluk anısı ile doldurduğum Kadıköy Selamiçeşme'deki bir çıkmaz sokağın sonunda yer alan evimizden taşınmak üzereydik. Benim için bugün bile hatırladığımda yüreğimi ısıtan tarifi imkansız güzellikte anılarla dolu bir yuva idi Gül Apartmanı'nın üçüncü katındaki o ufak daire. Sobalı ama sobanın sadece içinde bulunduğu salondan başka bir odayı ısıtmadığı, suları doğru dürüst akmayan, dolayısı ile her banyo faslının kazan kazan ısıtılan sular yüzünden annem için bir eziyet, benim içinse keyifli bir oyun sayıldığı, kısacası fiziksel olarak yaşaması oldukça zor bir ev idi. Ama diğer yandan, bütün bu zorlukların belki de bizleri birbirimize daha da yakınlaştıran bir samimiyeti de vardı. Örneğin kışın salon haricinde evin hiç bir yeri ısınmadığı için annem, babam ve ben üçümüz birden salonda yatardık:) Yere yapılan o kocaman yer yatağında uyuduğum kadar huzurlu ve mutlu uykulara yeniden kavuşmam uzun yıllarımı aldı.

Üstelik sadece evin kendisi de değildi benim için o mekanı güzel yapan. Arkadaşlarımdı da. Okul olmadığı günlerde hemen kahvaltıdan sonra, okul günlerinde ise eve gelir gelmez çantamızı fırlatarak çıktığımız çıkmaz sokakta toplanan farklı yaş gruplarından onlarca arkadaş... Ne oyunlar oynamadık ki... Futbol mu oynamadık, dedektifçilik mi yapmadık? Kendi yaptığımız resimleri satmak için tezgah kurmaktan, bisiklet yarışlarına kadar yapmadığımız şey kalmadı. Ama en keyiflisi, karanlık basıp da yemeklerimizi yedikten sonra ailelerimizden zorla kopardığımız izinle yeniden kendimizi sokağa atıp oynadığımız saklambaçlardı. Saklambaç oynamak her zaman çok keyifli idi de, karanlığın yarattığı o gizem bize ayrı bir keyif ve heyecan verirdi.

Ve ben artık her karesi ile evim bildiğim bu sıcak sokaktan, arkadaşlarımdan, oyunlarımdan, odamdan, arkadaşım Özlem'in annesinin oyun aralarında elimize tutuşturuverdiği sıcacık kurabiyelerden ayrılıyordum. Şimdi geçmişe dönüp baktığımda görüyorum ki, çocukluğum da o çıkmaz sokaktan ayrılışımızla son bulmuş. Çünkü taşındığımız muhitte bir daha ne sokaklara çıkıp özgürce oyun oynayabildim, ne de bu vesile ile yeni arkadaşlar edinebildim. Şimdinin ağaç nedir, toprak nedir, koşup oynamak nedir bilmeyen çocukları gibi dört duvar arasında geçti sonraki yıllarım.

Bütün bunları niye mi anlattım? Çünkü küçük dünyamın bu en buhranlı zamanlarında beni en çok teselli eden şey Pal Sokağı Çocukları oldu. Geride bıraktığım arkadaşlarımın tesellisini Nemecsek'de, Boka'da ve Pal Sokağı'nın diğer çocuklarında buldum. Kendi çıkmaz sokağımda olmasa da, kitabımın sayfalarından Pal Sokağı Çocukları'nın Arsa'sında onlarla birlikte daldım oyunlara.

Ve geçtiğimiz aylarda bir gün Galatasaray'daki Yapı Kredi Yayınları'nın bir rafından 10 yaşımın bu en yakın dostu yeniden selam verdi bana. Yapı Kredi Yayınları, ilk kez okuyucu ile buluşmasının 100. yılı şerefine bu eşsiz romanının yeni bir baskısını yapmıştı. Üstelik orjinal baskısından çevrilmiş tam metin olarak... Gerçekten tarifsiz bir sevinçti bu benim için. Kendim için sevinmiştim, bugünün çocukları için sevinmiştim, kitaplığımdaki kitaplarımın arasına çok sevecekleri yeni bir arkadaş koyabileceğim için sevinmiştim. Hemen, zamanında beni ettiği kadar bugün de bu romanı okuyarak aynı şekilde mutlu olabilecek çevremdeki çocukları düşündüm. Onlara hediye etmek için hemen bir tane almalıydım çünkü. Ama bu mutlu anımı taçlandırmak için ilk armağan kendime olmak zorunda idi. Çünkü Pal Sokağı Çocukları'nı o rafta gördüğüm andan itibaren, içimde bu kitabı bir kez daha okumak için ertelenmesi imkansız bir istek oluşmuştu. E ne de olsa 27 yıldan sonra ben Zero'yu çok iyi tanıyordum. Eğer çantamda Pal Sokağı Çocukları olmaksızın o kitapçıdan çıksaydım, bütün gece kendime kızar, sonra da dayanamaz, ertesi gün yine gider o kitabı alırdım:)

Pal Sokağı Çocukları ile ben kitapçıdan ayrılıp evin yolunu tutarken oldukça mutluyduk. Ama en büyük keyif anı, evde sıcacık mis kokulu kahvemi hazırlayıp koltuğuma gömülmemle başladı. Boka, Nemecsek, diğerleri ve ben oldukça keyifli, ama bir o kadar da hüzünlü saatler geçirdik. Kitabın son sayfası çevrildiğindeyse bir dostu yıllar sonra yeniden bulmanın çoşkun sevinci idi bende kalan.

Madem bugün çocukların bayramı, tüm dünya çocukları kadar, dostluğun, fedakarlığın, karşılıksız sevmenin ve dayanışmanın anlamını bilen ve belki de tüm çocuklara bunları hepimizden daha çok öğreten Pal Sokağı Çocukları'nın da çocuk bayramı kutlu olsun!

5 yorum:

Tijen dedi ki...

Sevgili Zeren,
Pal Sokağı'nın Çocukları hepimizin çocukluğuna damgasını vurmuş kitaplardan biri galiba. Kimbilir kaç kere okumuşumdur! (Link için teşekkürler, ben de Bir dilim sohbet'i ekliyorum linklere)

zero dedi ki...

Merhabalar sevgili Tijen,
Bugün bilgisayarımı açarken bu kadar hoş bir süprizle karşılaşmayı hiç beklemiyordum:) Mesajınız için çok teşekkür ederim.
Uzun zamandır kitaplığımın en sevimli köşelerinden birini (sevimli çünkü kitaplara çiçekler eşlik ediyor) sıra sıra dolduran Tijen İnaltong kitaplarının yazarı ile bu vesile ile tanışmak inanın çok büyük keyif.
Bana birbirinden değerli bilgilerin yanı sıra, her şeyden önce bir hayat felsefesi kazandırdığınız için de sonsuz teşekkürler:)
Pal Sokağı Çocukları'nın benim gibi pek çok insanın hayatında/ çocukluğunda özel bir yeri olduğunu bildiğim için 23 Nisan vesilesi ile okuyanlara çocukluklarını, bu kitabı okudukları zamanki hallerini hatırlatmak istedim aslında. ilginiz için çok teşekkür ederim:)

Cem Akkilic dedi ki...

Pal sokağı çocukları unutulurmu.Yazınız beni yıllar öncesine götürdü.Nemecek ölünce üzüntüden nasıl ağlamıştık.Sonradan televizyonda filmide oynamıştı.

Yazı için içtenlikle teşekkür ediyorum.

Cem Akkılıç Onuncuköy

Tuareg dedi ki...

Annem küçüklüğümde çarşıdan ben ve kardeşim için ayakkabı, elbise vb. alınca sevinmez, ancak alış-veriş torbasından kitap çıkarsa havalara uçan bir çocuktum. İşte bu en sevinçli anlarımdan birinin vesilesi de "Pal sokağı çocukları" olmuştur. Zaten sitenizini de bulmamın sebebi, yıllar önce seyrettiğim filmini aramak içindi.)google'ın azizliği:) )
Bu roman benim için çok önemli olmuştur her zaman; çünkü bu romanın hikayesini biz yaşadık. Bizim de uğruna savaştığımız bir arsamız vardı(şimdi 2 apt. var yerinde)tüm doneler inanın neredeyse bu romanla birebirdi...

Bu yazınız için teşekkürler.

iSuat dedi ki...

Sevgili Zeren,
Sizin yazdıklarınza bakınca sanırım bütün çıkmaz sokak çocukları diğerlerine göre daha iyi bir çocukluk geçirmiş diyorum. Kitap bana ikinci el olarak hediye gelmişti sanırım Milliyet yayınlarının karton kapaklı sarı kağıda bskılı olan haliydi. Onlarca kez okudum şimdi ise tanıdınğım he çocuğun okuması için elimden geleni yapacak kadar sevdim.