23 Ekim 2011 Pazar

Mutfak maceralarından ruh hali tahlili...

Artık mutfakta dönemsel olarak yöneldiğim şeylerden ruh halleri tahlili de yapmaya başladım. Astrolojiye rakip yeni bir bilim dalı daha geliştiriyorum, duyrulur: Mutfak yıldızımın falına bakıyorum, adına da gastroloji diyorum:) Başka gastrolojilerle karıştırılmasın.

Tabi ki kasdettiğim ev mutfağı, yoksa profesyonel mutfaklarda yaptıklarımızı seçebilme şansına sahip değiliz; "benim ruhum daraldı, bir kek çırpabilir miyim" diyemiyorsunuz, malum.

Durduk yerde sürekli kurabiye hamuruyla haşır neşir olasım varsa çoğunlukla neşeli damarım kabarmış demek olabiliyor mesela; böyle soslu moslu şaraplı özel tarifler deneyesim varsa göğsümün sol tarafında bir şeylerin kıpırdadığının işareti olabilir; hababam bir cevizli, bir zeytinli, bir haşhaşlı ekmek hamurlarıyla cebelleşesim varsa sıkıntı katsayım normal seviyeleri aşmış demektir; mevsimin tüm meyvelerinden olduk olmadık reçel kaynatasım varsa evcimen ruhumda bir kabarıp taşma halleri mevcut olabilir; böyle bir tutam ondan, bir tutam bundan elime geçenleri tencereye atıp aynı bir büyücü misali çorba kaynatasım varsa içimde de kaynayan bir şeyler var ve onların da tıpkı çorba gibi dumanı tütmekte demektir.

Ve ben işte bu aralar biraz bu son haldeyim. İçimde tutam tutam duygular, aynı çorba gibi; biraz sıkıntı; fazlasıyla özlem; çokça telaş; diplerde, derinlerde kalmış küf kokulu hayalkırıklıkları; yağmurda sızlayan romatizmalar gibi ara ara sızlayan kalp yaraları; yakın gelecek planlarından çokça duyulan heyecan, azıcık korku, biraz merak... Böyle işte, say say bitmez. O yüzden elime ne geçse kaynatasım var, sonra da bir pencere kenarı koltuğuna tüneyip kaşık kaşık hem içimi, hem de midemi kavurasım...

Aynı saniye içinde hem gözlerimi yaşartıp hem de kahkaha atabilecek potansiyelde bir ruh haline sahip olmak bazen çok yorucu. Genelde bu karmaşalarımı da sevip hatta onlardan besleniyor olsam da, böyle bazen doz aşımı olunca yorulabiliyor insan. Lakin yine önemli kararlar aşamasındayım bu aralar. Biraz da bundan bu hallerim. Yakında çıkar kokusu, netleştikçe paylaşır, dökülürüm elbet.


Kendi hikayemin karmaşasından daralıp daralıp başka hikayelere 'kaçmak' yine en büyük zenginliğim. Uzun zaman sonra kütüphanemin derinlerinden çıkardığım bir roman, geçtiğimiz haftalarda çok derinlere götürdü yine beni. Amin Maalouf'un Doğu'nun Limanları... Yıllar önce okumuş olmama rağmen Lale Ablam'ın hatırlatmasıyla yeniden okuyup kaçırdığım pek çok şeyi yakaladığım bir roman...

Amin Maalouf'u oldum olası, insan hayatının büyülü kudretini, insan ruhunun gücünü çok iyi kavramış, kelimelerle arasını direk ve dolaysız kuran bir yazar olarak görmüşümdür. İnsan hikayelerini sever; hayatta yaşanan hiçbir şeyin sıradan olmadığını bilir. Çünkü en sıradan görünenin içinde bile derin bir anlam ve büyü gizlidir.

Doğu'nun Limanları çok etkili bir hikaye. Yaşamın nelere gebe olduğunu, bizi en az biz kadar evrende olan biten her şeyin etkilediğini, hikayemizin topyekün bizler ve çevremizdeki her şeyle birlikte yazıldığını anlatan bir hikaye. Bulun, okuyun. İyi gelecektir. Mutlu bir hikaye olduğu için değil. Mutlu, acı, aşk dolu, hüzünlü, yıkıcı, trajik, keyifli, kısacası hayatın ta kendisi gibi olduğu için...

"Hayat kendi yolunu çizer hep; yatağından edilince hemen bir yenisini kazan nehirler misali" diyor Maalouf. Evet, hayat bir nehir misali buluyor yolunu. Bazen hafif kıvrımlarla ilerliyor, bazen sert dönemeçlere giriyor. Bizse yaşıyoruz o kıvrımlarda, dönemeçlerde, döne döne, göre göre, öğrene öğrene...

------------------

Not: Yani o kadar sıkıcı ki olan biten her şey, gün içinde yazdığım bu yazıyı yayınlamakta tereddüt etsem de sonra yayınla gitsin dedim. Bu memlekette olaylar, vakâlar, kıyametler, acılar hiç bitmez ki, bitmez yani...

10 yorum:

DarLa dedi ki...

defterine bayıldığımı belirtmeme bilmem gerek var mı:)

yeliz dedi ki...

iyi yapmışsın zerencim, hiç bitmeyecek gibi felaketler. dün dayanamadım herşeye kapattım kendimi, bugün başka bir alemdeyim. güzel kokular geliyor burnuma:) öperim

Sibel dedi ki...

Zerenciğim kargo yollamıştım sana, aldın mı canım?

Adsız dedi ki...

Zerencim bence yazıyı yayınlamakla çok iyi etmişsin.. O tereddüt çorba kaynatasın olduğu için gelmiştir.. :) Umarım kısa zamanda kurabiye moduna geçecek olaylarla karşılaştırır hayat seni :)
Sevgiler

Fidan

Ayla Arslancan dedi ki...

Yazını okurken,yorum yazıp beyendiğimi belirtmeliyim,dedim.Sıra notuna gelince yazmamak olanaksızlaştı.Kişisel yaşamımız gibi,ülkemizin de yaşamı,iyisiyle kötüsüyle,eğrisiyle doğrusuyla,güzelliğiyle çirkinliğiyle devam edip gider.Yaşamdır bu...Son on senedir,hatta üç dört senedir,neredeyse her şey olumsuz,bizlere gülmek yasaklanmış sanki,gözyaşlarımızsa, göz pınarlarımızda akmaya hazır bekliyor.Her şey olumsuz,olumlu hiç bir şey yok sanki...Gazeteyi eline alırken neredeyse, kalp krizi geçirebilir insan...Karamsar bir yazı oldu ama,kelimeler akıp gidiverdi parmaklarımdan...Sevgiler...

dersaadet dedi ki...

Amin Maalouf'u ben de çok severim. Afrikalı Leo, Tanios Kayası, Semerkant, Adriana mater kitaplarını okudum. onun için sarfettiğin tanımlamalara katılıyorum. Doğunun Limanları'nı Ankara'dayken bir arkadaşım önermişti. Sanırım sıra gelmedi ona. Yakında bir Amin Maalouf okuması yapmaya başlamak lazım sanırım:))) Bu arada 'Arapların Gözünden Haçlı Seferleri' adlı kitabını da almıştım ama nedense okuyamadım. Okuduysan fikir verirsen sevinirim.

la luna bir yer dedi ki...

aslında çoktandır izlemeye almıştım ancak bu blog şimdi bana keyifli geliyor :)

dikkat ve keyifle okumak üzere.

mehtap kuzucu dedi ki...

cumhuriyet bayramınızı kutlar,nice bayramlara diyerek sevgilerimi yolluyorum...

Çileksuyu Sibel dedi ki...

Cok severerek okumustum,yeniden okuyasim geldi bu guzel yazi ile...bENDE corbami fokur fokur kaynatip,birilerinin ustune dokucek ruh halindeyim:( cok fena di mi?

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

ah zerocum, gercekten bu ulkede bu olaylar bıtmez. normal hayatımıza donmemız lazım artık. bende hem fıkırım. dogunun lımanlarını bende okumustum, ama hıcbırsey hatırlamıyorum. cıkarıp tekrar okumalıyım da, bu aralar orhan pamukla yasıyorum :)