7 Ağustos 2008 Perşembe

Yazı Yazmak İstememe Üzerine Bir Yazı

Beni bu havalar bozdu. Evet, evet bu havalar... Yaz aylarının kaçınılmaz rehâveti, miskinliği... Yok yok! Yaz değil de, şu aralar her şeyden çok en fazla kendimle ilgilenmemi gerekli kılan sağlık sorunlarım... Saatinde içilmesi gereken ilaçlar, çaylar, binbir özenle seçilmesi gereken besinlerle özel olarak hazırlanan yiyecekler, saat saat planlanmış robot misali yaşantım... Yok yok, bunlar da değil. Peki ya ne? Belki de bunların hepsi...

Günlerdir iki satırın özlemiyle oturuyorum masa başına. Diziyorum önüme ömürlerini tamamlayamadığım kahramanlarımın hikayelerini, dertlerini. Bir süre bilgisayar ekranıyla kızgın kızgın bakıştıktan sonra ondan medet umamayacağımı anlayıp sevgili daktilomun tuşlarını okşuyorum, tutkunu olduğum o kartuş kokusu getirir belki benden gidenleri diye. Ama yok... Çaremin daktiloda da olmadığını bilsem de, ona öyle kızgın kızgın bakmaya elvermez gönlüm. Kağıtta, kalemde, defterdedir belki de çare diyorum. Büyüyen bilgisayar imparatorluğunun kaçınılmaz bir ferdi olarak ekran karşısında çok fazla zaman harcayıp kendilerini ihmal etmemin âhı sonucudur belki de bu durumum. Biraz ihtimam göstermeli, gönül almalı, sadece onlara biâd etmeliyim belki. Ama yok, öyle de böyle de olmuyor.

Sonra bu sabah dedim ki kendi kendime, madem bu debelenme, bu sıkıntılı ruh hali benim git dememle gitmeyecek, gel bu durumun üzerine karala iki üç satır. Yazıyla bizzat yine yazı yazarak olsun barışman.

İşte bu ruh haliyle, bu kararla yazıldı bu satırlar. İlk önce bu sayfalarda yer almayacaktı; kalacaklardı kara kaplı defterin beyaz sayfalarında. Ama sonra yazıdan bir çığlık yükseldi. "Cümle alemle paylaşmazsan bu hissiyatını, yazdıklarını, barışmanın hakkı teslim edilmeyecektir, bilesin". Kabahatinin utancıyla ne dense söz dinleyecek bir çocuk gibi yazıyorum işte size bu satırları. Şimdi yine döneceğim beni bekleyen diğer satırlara, yarım kalmış hikayelere, denemelere.

Barış çağrımın karşılığını bulması ümidiyle...

5 yorum:

Kitap Kurdu dedi ki...

Her insanda olabiliyor bu gibi durgunluklar, yorgunluklar. Umarım fazla uzun sürmez ve senin o güzelim hikayelerin ve denemelerinle tekrar buluşuruz.
Güzel yazılarını bekliyorum.

Sevgilerimle

Sanem'in Penceresi dedi ki...

Pek çok kişide var aynı rehavet. Çabucak geçer umarım. Yeni keşfettiğim bu bloğun sahibinin çabuk dönmesibni diliyorum. Paylaşımlarını okumak için. :)
Sevgiler...

nilay dedi ki...

Zero bir an önce barışman dileği ile. Seni okumak bir zevk.

YASEMİN ASLIHAN BABALIK dedi ki...

öncelikle geçmiş olsun,umarım sağlığınla ilgili önemli bir şey yoktur.aman sakın küsme kaleminle,gerçekten çok zevkle okuduğum birkaç blogdan birisin sen.arada herkese bir bıkkınlık geliyor maalesef,geçmesi ümidiyle

:)den dedi ki...

Söz dinleyen o çocuğu çok sevdim ben. Yazıyı yazıyla çoğaltmanı da, içten paylaşımını da...
İşte bu yüzden blogundaki yazılarını okurken kendimi dingin ve mutlu hissediyorum.
Lütfen sağlığına dikkat et. Unutma kendimize yaptığımız haksızlıkların bedenimiz üzerinden gizli çığlıklarıdır hastalıklar!
Başlattığımız gibi bitirebiliriz hastalıklarımızı.
Kendine iyi davran yeter ki...