Maviyle, yeşille yeniden tanışmak gibi Datça'da olmak. Hele şimdi baharın coşkusuyla doğumunu yaşayan tabiatta herşey sonsuz, bereketli bir tazelik içerisinde. O kadar özlemişim ki doğal olan herşeyle ten tene olabilmeyi, abartılı tepkiler halindeyim bir nevi. Sevinç de, keyif de üçle, beşle çarpılıyor.
Ömürlük çay bahçesi buldum kendime.
Üstelik hiç tahmin etmediğim kadar garip bir yolculuk yaşamışken dün gece. Nerden, nasıl geldiğini hiç anlamadığım bir hüzün gelip oturuverince bavulun üzerine ne yapacağımı şaşırdım resmen. Can dost olmasaydı o dakikalarda telefonun diğer ucunda, hakikaten nasıl baş edeceğimi bilemeyecek kadar gariptim dün gece.
"Gitmenin doğal hisleri bunlar; yarın sabah denizin kenarındaki çay bahçesinde gözlemeni yiyip çayını içerken hepsini unutacaksın bunların" demeseydi, bir de dünyanın en tatlı pisiciklerinden ikisi Puding ve Winston'ın bana el salladıkları resimlerini telefonuma gönderip beni güldürmeseydi, uzun zamandır beklediğim bu heyecanlı yolculuğa salya sümük başlayacaktım ben:)
Lakin geçen sene buraları gelip görmüş, kanına Datça'nın suyunu, saçlarına rüzgarını karıştırmış olan dostun dedikleri dakika şaşmadan gerçekleşirverdi. Otobüsten adımımı atıp kaldığım pansiyonun önüne geldiğimde gördüğüm denizin rengi, dün gecenin hüznünden eser bırakmadı. Hüzün, bu cennetten parça sahil kasabasında barınabilecek en son duygulardan biri.
Bugün denize giren ayaklarım dediler ki, yarın cümleten bekleniyormuşum:))
Datça hâlen yerlilerinin hakimiyeti altında. Güzel yüzlü, aydınlık insanlar... Ev arama çalışmaları kapsamında fikir sahibi olalım diye öncelikle bir iki emlakçı dolaşalım istedim. Girdiğimiz ilk emlakçı Datça'nın nasıl bir yer olduğunu anlatırken "o kadar rahatızdır ki biz burda" dedi "gündüz falan ne zaman dükkandan çıkıp bir yere gitmemiz gerekse kapıyı falan hiç kitlemeyiz. Öyle açık kalır kapı baca, asla da bir şey olmaz. Suç oranı çok düşüktür burda." Aman ne güzel falan derken yolumuzun üzerinde girmeye niyetlendiğimiz emlakçıların yüzde 70'inin kapı baca açık, içerisinin bomboş olduğuna birebir şahit olduk:) Bırakıp bırakıp dükkkanlarını çıkıp gitmişler, kapılar sonuna kadar açık:)
İşte böyle, uykusuz bir gece sonrası tüm gün oksijen şokuna girmiş bünye, akşam olup ortalık serinleyince kendini odasına atıverdi ve bugüne dair bir iki satır bir şeyler karalamak istedi. Datçalı günlere devam:)












